Zavallı gençler! Siyasal zorunluluk dedikleri şey ne de iğrençti. Bir fikir uğruna, bir soyutlama uğruna giyotin denilen gerçek! Ya gerçek bir suç işlemiş kan dükmüş olan ben; çok mu duygusallaştım ne!
... Yüzbaşının bir işaretiyle arabalara, omuzlara ve başlara gelişigüzel sopaların yağışını gördüm.Böylece düzen denilen şu dış sükunet sağlanmış oldu.Ne var ki gözler hınçla doluydu, zavallıların yumrukları dizleri üzerinde sımsıkı sıkılmıştı.
Oysa hiçbirinin benden nefret ettiği yok, hepsi de halime acıyor, hepsi de aslında beni kurtarabilir. Katledecekler beni. Farkında mısın, Marie? Gözlerini kırpmadan, işimi görecekler benim; törenle, iylik olsun diye! Hey Tanrım!
Büyüyünce ne olacak sana? Baban Paris halkı anıları arasında kaybolup gidecek. Ama sen utanacaksın babandan, adımı anmak bile istemeyeceksin; herkes horlayacak seni, kimse kabul etmeyecek seni, benim yüzümden, bütün kalbiyle seven benim yüzümden. Tatlı yavrucuğum. Sahi benden nefret edecek misin? İğrenecek misin? Zavallı! Ne suç işledim ki ben, topluma suç işletiyorum.