ZEINEX

ZEINEX
@hsndmr
per aspera ad astra
Sabah 7 ile akşam 7 arası öğrencilik
Tıp
12 Kasım 2000
26 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
Var Oluşumuz Üzerine
Yeryüzündeki toplam sefalet ve ıstırabı, hasılı üzerine güneşin doğduğu, yolunu açarak aydınlattığı her türden acıyı elimizden geldiği kadar zihnimizde canlandırmaya çalışırsak, keşke güneş yeryüzünde ancak aydaki kadar hayat emaresi vücuda getirebilseydi, daha fazlası mümkün olmasaydı ve dünya yüzeyi tıpkı ay yüzeyi gibi kristalimsi bir durumda kalsaydı, böylesi çok daha iyi olurdu demekten başkası gelmez elimizden. Keza hayatımızı hiçliğin mutlu sükûneti içinde, boş yere bu sükûneti bozan bir olay olarak da görebiliriz.Her halükârda her şey bizim tahammül edebileceğimiz kadar yolunda gitse bile, ne kadar uzun yaşarsak o kadar açık biçimde farkına varırız ki genel olarak hayata “Bir hayal kırıklığı, hatta, bir dolap.” bir başka söyleyişle, büyük bir şaşırtmaca, hatta bir dolap ve düzenin özelliklerini taşır. Gençliklerinde arkadaş olup da hayat, yollarını ayırdığı için bir daha görüşemeyen iki insan yaşlılıklarında tekrar karşılaşınca, eski zamanların hatırlanmasıyla birlikte, hissettikleri ilk şey hayatın bütünüyle ilgili tam bir düş kırıklığıdır. Gençliklerinin umut vadeden şafağı altında o eski zamanlarda hayat önlerinde beklentilerle öylesine dolu görünmüştü ki! Onlara çok şey vaat etmiş, ama bunların çok azı gerçekleşmişti. Tekrar karşılaştıklarında bu duygu o kadar belirgin biçimde baskın ve hissedilirdir ki bunu sözcüklerle dile getirme lüzumu bile duymazlar, fakat her ikisi de bunu içten içe varsayarlar ve ne konuşacaklarsa bu temel üzerine konuşurlar. Her kim ki iki veya üç nesil yaşar, kendisini panayır boyunca ne kadar hokkabaz varsa hepsinin gösterisini seyreden izleyici gibi hisseder ve eğer (diğer seyirciler çıkarken) sihirbaz kulübesinde oturup kalırsa, bunların iki veya üç kez tekrar edildiklerini görür. Sihirbaz hileleri sadece bir defalığına görülmek
Felsefe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bilgi ve Istırabın İlişkisi
Daha önceki düşüncelerimiz doğrultusunda genişleyen bilgi gücünün insanın hayatını hayvanınkinden daha kederli hale getirdiği sonucuna varmamız gerekiyorsa, bunu evrensel bir kanuna dönüştürebiliriz ve böylelikle çok daha geniş bir görüş elde edebiliriz. Bilgi kendi başına her zaman ıstırapsızdır. Istırap sadece iradeyi ilgilendirir ve iradenin dizginlenmesi, engellenmesi ya da istediğinin yaptırılmamasına dayanır; yine de fazladan bu dizginlemeye bilginin eşlik etmesi gerekir.
Felsefe
Hayvan ve İnsana Göre Acı ve Istırab
Her ne kadar insanın peşine düşmeye davet eden mutluluk ve kaçıp kurtulmaya zorlayan mutsuzluk çok değişik biçim ve kılıklara bürünürse de bütün bunların maddi temeli yinede bedensel zevk veya acıdır.Bu temel çok sınırlıdır, yani sağlık, tokluk, yağmurdan soğuktan korunma, cinsel tatmin ya da bunların yokluğu.Dolayısıyla gerçek bedensel zevk bakımından insanın hayvandan farklı veya üstün bir yanı yoktur, şu farkla ki insanın gelişkin sinir sistemi her hazza duyarlılığını artırır ama aynı tür şeyi her türlü acı içinde yapar.Fakat onda uyanan heyecanlar hayvanlardakinden ne kadar da güçlü ve ateşlidir! Onun duyguları ne kadar da kıyas kabul etmez derecede derin ve güçlü biçimde uyanır! Bütün bu duygu ve heyecanların temel sebebi insanın tüm yapı etiklerinde böylesine güçlü bir tesire sahip olan halihazırda mevcut olmayan ve gelecek olan şeyler hakkındaki düşüncesidir.İnsan henüz mevcut olamayanı ve geleceği düşünmek düşünmek suretiyle her şeyi görülmedik biçimde büyütmektedir, böylelikle ortaya ilk kez gerçekten tasa, korku ve umut dediğimiz şeyler çıkmaktadır. Fakat o zaman bunlar onun üzerinde mevcut zevk veya acıların gerçekliğinden daha ağır baskı ve tazyik yapabilir, ki hayvan için böyle bir şey söz konusu değildir. Hayvan düşünme gücünden, zevk ve ıstırapların yoğunlaştırıcısından yoksundur, bu yüzden insanın durumunda hafıza ve öngörü sayesinde olduğu üzere zevk ve hazlar üst üste katlanarak birikip toplanamaz; tam tersine hayvanların durumunda şimdiki anın acısı, bu acı sayısız kereler tekrar edecek veya daha önce etmiş olsa bile, her defasında ilk defaki gibi, şimdiki anın acısı olarak kalır, onun bu duygulan toplayıp biriktirecek gücü yoktur. Hayvanların gıpta edilecek sükûnetinin ve durgunluğunun sebebi budur. Fakat insanda düşünme gücü ve onunla bağlantılı
Felsefe
Cenneti Dünyaya Getirirsek
Şurası kesin ki bu dünyada neredeyse bütün insanların hayatları boyunca paylarına düşen iş-güç, tasa kaygı, zahmet meşakkat ve sıkıntıdır.Fakat bütün arzuları dilekleri daha doğar doğmaz yerine getirilmiş olsaydı eğer, insanlar ne ile doldururlardı hayatlarını ve ne ile geçirirlerdi zamanlarını? Varsayalım insan soyu kaldırılıp her seyin kendiliğinden gelişip olgunlaştığı, sütlerin balların yerden kaynadığı, yiyeceklerin dallardan koparlmayı beklediği; herkesin gönlünden geçirdiğini hiç vakit kaybetmeksizin önünde bulduğu ve elde etmekte hiç güçlükle karşılaşmadığı Utopia ülkesine götürüldü; o zaman ne yaparlardı bu insanlar? Ya can sıkıntısından ölürlerdi ya da kendilerini asarlardı ya da olmadı birbielerine düşer, kavga dövüş birbirini boğup öldürürlerdi, böylece kendilerini şimdi tabiatın onlara yazdığından daha büyük bir acı ve ıstıraba uğratırlardı.Dolayısıyla böyle bir insan soyu için başka bir tablo, başka bir hayat uygun değildir.
Felsefe
Hayatımızın belli günlerinin mutlu olduğu dikkatimiz ancak bunların yerini mutsuz günler aldığında çeker.Zevkler ve hazzlar artıkça bunlara karşı duyarlılığımız azalır; alıştığımız şeyleri artık bir zevk olarak hissetmeyiz.Fakat acıya duyarlılığımız tam da bu şekilde artar; çünkü çalıştığımız şeyin kökünün kesilmesi acı biçimde hissederiz.Dolayısıyla zaruri olanın ölçüsü sahip olmayla artar ve böylelikle acıyı hissetme kapasitesi de.Saatler ne kadar hoş geçirilirse o kadar çabuk tükenir, ne kadar acıyla geçirilirse o ölçüde uzadıkça uzar geçmek bilmez çünkü müspet mahiyete sahip olan şey zevk değil acıdır, onun bizzat mevcudiyeti kendisini hissettirir.Benzer şekilde eğlendiğimizde değil, sıkıldığımızda zamanın farkına varırız.Her iki durumda hayatımızın en mutlu anının onun en az farkına vardığımız an olduğunu kanıtlar; demek ki ona hiç sahip olmasaydık daha da iyi olacaktı.Büyük ve canlı zevk ancak onun önceleyen büyük felaketin neticesi olarak keskin biçimde hissedilebilir çünkü sürekli bir hoşnutluk durumuna bir eğlence veya hatta boş bir tatmin haricinde biçbir şey eklenemez.Bu yüzdendir ki bütün şairler kahramanlarını, buradan tekrar kuratarabilmek için tasa, kaygı, ve ıstırap dolu durumlara sokmak zorundadırlar.Dolayısıyla dramlar ve destanlar genellikle sadece savaşı, ıstırabı, eziyet gören erkek ve kadınları anlatırlar ve hayal gücü mahsulü olan her eser işkenceler içerisindeki insan yüreğinin kasılmalarını ve çırpınmalarını seyrettiğimiz bir gösteri kutusudur.
Felsefe