Kişinin arzularının peşinde koşup durduğu şeyler sürekli olarak aldatır, yanlış yöne yöneltir ve o sürçüp sendeler, sonunda düşer ;neticede bunlar neşe ve coşkudan ziyade sefalet ve ıstırap getirirler, ta ki dayandıkları bütün temel çökünceye kadar çünkü o zaman bizzat hayatı ortadan kaybolur.Nitekim o zaman bütün mücadelesinin, bütün arzusunun bir sapma, bir yanlış yol olduğuna kesin bir kanaat getirir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bilinçsizliğin gecesinden hayata uyandığında irade kendisini sonsuz ve sınırsız bir dünyada , hepsi mücadele eden , hepsi acı çeken , biteviye yanılıp sükutu hayale uğrayan sayısız fert arasında bir fert olarak bulur; ve sanki sıkıntılı , eziyet verici bir rüyaymış gibi derhal gerisin geri eski bilinçsizliğe koşar.Yine de o zamana kadar arzusu sınırsız , taleplerinin sonu gelmezdir ve her tatmin edilmiş arzu bir yenisini doğurur.Bu dünyada imkan dahilinde olan hiçbir tatmin onun şiddetli arzusunu dindirmeye, taleplerinin önüne nihai bir hedef koymaya ve yüreğinin dipsiz kuyusunu doldurmaya kifayet etmez.Bu çerçeve içerisinde şimdi düşünelim, hangisi olursa olsun bu tatminlerle genel olarak nedir insanın eline geçen?
İnsan için hiç doğmamış olmak , güneşin kavurucu ışığını hiç görmemiş olmak en iyisi olurdu ama eğer doğmuşsa olabildiğince çabuk Hades`in kapılarına koşturmalı ve orada yerin altında huzur bulmalıdır.
Insan nisyan içinde bulunduğuyla ünsiyet kurandır.Ve o nisyanıyla ünsiyet kurabildiği kadarıyla insandır.Ünsiyet düşünce ile kurulur ve düşünce ünsiyet içinde filizlenir.Unsiyetin olmadığı yerde düşünce kök salamaz.Veya çok çabuk ünsiyet kurup nisyana dalandır insan.Ama asıl ünsiyet kurulması gerekenle ünsiyet kurabilmesi daldığı nisyandan kurtulabilmesi sayesinde mümkündür ki bu da yine düşünceyle olur.