“Ve içimizde dünyaya dair muğlak ,geniş bir hafıza vardı;hemen hemen her şeyle ilgili aklımızda yer eden birtakım sözler ,kelimeler,ayrıntılar,isimlerden ibaretti,sonradan ‘hatırlıyorum’ dedirten şeyler.Lakin hakiki anılar değildi bunlar ;başka bir şeyi öyle adlandırıyorduk,bunlar olsa olsa zaman belirteçleriydi…”
“Bütün kavramların birbirine geçmesiyle ,insanın kendisi için bir cümle bulması ,içinden söylediğinde yaşamasına yardımcı olan o cümleyi bulması gitgide zorlaşıyordu…”