Hsretcelen

Hsretcelen
@hsretcelen
“Ses benim sözler hayatın…”
Öğretmen
Türk Dili ve Edebiyatı (Lisans)/ Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretimi( Y.Lisans)
İstanbul, 29 Nisan 1989
96 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Üç İstanbul’a Dair
Puan vermedi·576 syf.··
2021 50. kitabı
Abdülhamit istibdadın son yıllarının İstanbul'u , İkinci Meşrutiyet’le İttihat ve Terakki'nin İstanbul'u , Mütareke yıllarının İstanbul'u...Üç İstanbul değil, gerçekte, tek İstanbul:Çürüyen, yozlaşan İstanbul... Çürüyen, yozlaşan İstanbul ve bu İstanbul'un çürümüş, yozlaşması insanları... Mithat Cemal Kuntay’ın romanından sürekli olarak bir leş kokusu gelir burnunuza.İstanbul'un birbirini izleyen üç dönemini bütünüyle yansıtmak isteyen yazar, gözlerini hep bu kokuşmuşluğa dikmiştir: Yalnız kişisel çıkar ardında koşan insanlar, dalkavuklar, jurnalciler, ikiyüzlüler, ancak başkalarının kötü durumlara düşmeleri ile mutlu olanlar, birbirlerinin kuyularını kazanlar, birbirlerinin karılarını baştan çıkaranlar, birbirlerinin servetine göz dikenler. Üç İstanbul (1938) , bir bakıma, Mithat Cemal'in görgü tanıklığıdır: Gücü de buradan gelir, güçsüzlüğü de. Gözlemlerle beslenen bir ayrıntı zenginliği,kişilerin alabildiğine sahih oluşu romanda kendini duyuruyor, romanı çekici yapıyor; ama yaşayıp gördüğü (daha doğrusu görüp öfkelendiği ) birçok gereksiz ayrıntıyı kıyamayışı, romanı bunlardan ayıklıyamayışı, romanın dağılmasını, iç örgüsünün gevşek olmasına yol açıyor. Hiçbir romanımız da Üç İstanbul'da olduğu kadar bol roman kişisi yoktur. Adnan’la ve Belkis'in çevresinde gelişip genişleyen romanda irili ufaklı kırk kadar insan var.Bunlar, hep Mithat Cemal'in çok iyi tanıdığı bir çevrenin insanları: Konakların, köşklerin, yalıların insanları. Mithat Cemal, Abdullah Şinasi Hisar’ların imrenerek, yürekleri yakarak baktıkları konakların, köşklerin, yalıların gerçek yüzlerini gösteriyor; geçmişe, imrenerek, özleyerek değil; tiksinerek, öfkelenerek bakıyor.O çürüme içinde namuslu insan olarak bir Şair Raif’le Dağıstanlı Hoca’yı, iyi insan olarak bir Süheyla'yı görüyoruz.Ama
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,366 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Eylül’e Dair...
Puan vermedi·352 syf.··
2021 51. kitabı
Mehmet Rauf’un Dili: Mehmet Rauf , süslü cümleleri , “edebiyat yapmayı seviyor;özellikle doğa betimlemelerinde .Aynı Mehmet Rauf , “ edebiyat yapmadan” da güzel cümle kurulabileceğini gösteriyor.Romanın en önemli kahramanlarından biri olan Necip için , “ Gözleri bulanık,donuk ,görmüyor ve hatırlamıyor,düşünüyor gibi ,donuk, bakışları dumanlı gibiydi." dedikten sonra, edebiyat yapmadan, süssüz, nefis bir cümle kuruyor: "Sözleri sürüklenerek, sendeleyerek çıkıyor gibiydi." Mehmet Rauf, uzun cümleler yazmayı seviyor, 20 satıra yakın cümlelerin sayısı az değil. Eylüldeki ruhsal çözümlemeler: Eylül'ün en başarılı çizilmiş kişisi Necip’dir; belli ki Necib’i anlatırken Mehmet Rauf kendi deneyimlerinden epey yararlanmış. Suat da oldukça özenle çizilmiş bir roman kişisi.Süreyya ,yaşamayan bir roman kişisi . “Beyfendi” ( Süreyya ile Hacer'in babası )ile Fatin ( Hacer'in kocası) karikatürleştirilmiş kişiler. “Hanım ”(Süreyya ile Hacer'in annesi ),romanda fazla yer tutmamasına karşın “yaşayan” biri. Betimlemeler: Mehmet Rauf'un deniz subayı olduğunu biliyoruz. 1895'te Almanya'ya gönderilmiş,döndüğü zaman “İstanbul'da ,Tarabya’da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atan”mış.1908 sonra Bahriye’den ayrılmış. İrtibat subaylığı Mehmet Rauf’un deniz bilgisini arttırmış, işinin Tarabya’da oluşu da Tarabya’yı ve bütün Boğaz’ı, Boğazın suyunu tanımasını sağlamış .Mehmet Rauf deniz bilgisini ,bir deniz tutkunu olan Süreyya'ya söyletiyor. Büyük aile: Mehmet Rauf, tipik bir "büyük aile "yi anlatıyor;ne var ki "o mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler" dizesinde olduğu gibi Mehmet Rauf da “büyük aile”yi anlatırken "büyük aile" yi anlattığını bilmiyor, bilmesine de gerek yok: Çünkü o zamanın varlıklı ailelerinin hepsi büyük ailedir ;aynı evde "Beyfendi", “Hanım",
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Anonim Yayınları · 201849,9bin okunma
Yaban’a Dair...
Puan vermedi·214 syf.··
2021 45. kitabı
****Yakup Kadri roman boyunca aydınları suçlar. “Ben, asıl ben, bu toprağın malı olmayan ve hepsi dışarıdan gelen maddeler ve unsurlarla yoğrula yoğrula adeta sınai, adeta kimyevi bir şey halini almışım.”der. Türk aydınını “kendi toprağından sökülmüş bir aykırı ,bir acayip nebat”a benzetir. Köylülerden “onlar” diye söz eder Yakup Kadri: “Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek,onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak ,onların diliyle konuşmak...Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim? Ahmet Celal, “onlar” diyerek “köylüler”i kendinden ayırır, uzak tutar. (...) Çünkü bürokrasinin yazarı ideoloğu Yakup Kadri’ye göre “onlar” “kafası aydınlatılacak,vücudu beslenecek”edilgen kıt kitlelerdir; “cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde” bırakılmışlardır.Neden ?“Bunun nedeni, Türk aydını,gene sensin!” Niçin bir uçurum vardır Türk aydını ile köylü arasında? Yakup Kadri, Türk köylüsü için, şöyle diyor: “Türk köylüsünün ruhu,durgun ve derin bir sudur.Bunun dibinde ne var? Yalçın bir kaya mı,bir balçık yığını mı ,bir yumuşak kum tabakası mı? (...) Yakup Kadri, Ahmet Celal’in diliyle Türk aydınının tanımını yaparken, Tanzimat'tan bu yana süregelen bürokrat düşlerinin, özlemlerinin iflasını da açığa vurur , hem de 1932'de ,bürokratların iktidarda olduğu bir dönemde : “Türk aydını, Türk ülkesi denilen bu engin ve ıssız dünya içinde bir garip yalnız kişidir.” Roman, simgesel bir anlatım da son bulur: “Bize,gene yalnız yol göründü.(...)bitmez tükenmez uzaklara doğru yürüyeceğim.” Yüzyılın 100 Türk RomanıYüzyılın 100 Türk Romanı Fethi NaciFethi Naci @hsretseda
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
Aşk-ı Memnu’ya Dair
Puan vermedi·400 syf.··
2021 53. kitabı
Aşk-ı Memnu ,Halit Ziya'nın en başarılı romanı. 19. yüzyılın sonunda yazılmış, ilk baskısı 1900’de yapılmış.Bence ilk gerçek Türk romanı.Nedeni belli: Aradan seksen yılı aşkın bir süre geçtiği halde bugün de zevkli okunmakta.Zamanın yıkıcı gücüne dayanmayı başarabilmiş beş on Türk romanından biri. Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat, sadece ,tarihsel açıdan bir ilk roman.Oysa Aşk-ı Memnu, yaşamasını sürdüren ilk Türk romanı.Tarih açısından değil,edebiyat açısından ilk Türk romanı. Yüzyılın 100 Türk RomanıYüzyılın 100 Türk Romanı Fethi NaciFethi Naci @hsretseda
Alıntı
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Alter Yayınları · 201622,8bin okunma