Benim sesimi taşlarca dinliyorsun
Taşsın hemen dinlediklerini unutuyorsun
İlkbahar sağanağısın ve pencerenin uykusunu
Dürtü darbeleriyle kaçırıyorsun
Okşayışın yeşil dalı olan elimi
Ölü yapraklarla seviştiriyorsun
Şaraptan daha sapkınsın ve gözü
Yalazlara oturtuyor döndürüyorsun
Ey kanımın bataklığının altın balığı
Hoş olsun sarhoşluğun beni içiyorsun
Nükleer silahlarla şiir de yazılmaz
Tek kişilik acılarla kaplıdır çünkü uçurtmalarımız
Jilet bağlanmıştır telaşımıza henüz erkenden
Çocukluk denmez ya buna, olsa olsa kundaklama
Şimdi ölebiliriz aslında bir proleter gibi
dikeriz gözlerimizi belki hayata
Uhud’un okçularından rol çalıyor nasılsa dünya
O filmin sonunda ağlayacaktık galiba
daha önce sen yoktun ben söylemiştim
adam olacak çocuğu ceplerinden çıkarıyorlar
o kadar mahir o kadar kendilerinden emin
bu kadar emin olunca milli eğitim ve yaşken eğilen bizler
sadece söylenceden ibaret ellerimiz
ama bak devlet sarısındandır tüm açlığımız
tevhidi tedrisat bir ölme biçimidir sevgilim!
( Cihan ÜLSEN )