Bir insanın bir başkasını örneğin aşk yasasına uymak zorunda bırakması, onu belirli sınırlar içinde hapsetmeye kalkması, onun nereye bakacağını, nasıl davranacağını, hatta tümüyle nasıl düşüneceğini belirlemek istemesi, onun kendine özgü ruhsal devinim çizgisini yansıtır. Bir başkasını küçük düşürmek, ona suçlamalar yöneltmek gibi bir amaç için de yararlanılabilir kıskançlıktan. Ne var ki, bütün bunlar bir başkasını irade özgürlüğünden yoksun bırakmak, onu kendine bağlamak için başvurulan çarelerdir. Söz konusu durum, Dostoyevski'nin "Netoçka Nezvanova" adlı romanında harikulade bir şekilde dile getirilir. Romanda, böyle bir yola başvurarak yaşam boyu karısını baskı altında tutan, onun üzerindeki egemenliğini elden bırakmayan bir adam anlatılır.
Dolayısıyla, kıskançlığı güçlülük eğilim ve çabasının özel bir biçimi diye niteleyebiliriz.