Sanırım sokakta oynayan ve çocukluğunu çocuk gibi yaşayan son nesil bizdik “doksanlar kuşağı. “ Akşam ezanına kadar sokaklarda, parklarda, bahçelerde saklambaçlar, kör ebeler, ip atlamalar, çanak çömlekler. .. evcilikte anne, bakkalcılıkta bakkal, polisçilikte polis… daha bir sürü oyun sonuna -cılık- çilik” gelen her şeyi oyunlaştırdık, ürettik, eğlendik ve büyüdük. Şimdiki çocukları düşününce onların maddi varlık bakımından ne kadar şanslı; ama manevi varlık bakımından ne kadar şanssız olduklarını düşünüyorum. Biz her şeye erişimi olmayan ama hayal gücümüzle her şeye erişebilen güzel ve masum çocuklardık…
Kitabımıza gelince Budapeşte de çocukluklarını çocuk gibi yaşayan bir düzine çocuğun bir arsa (oyun oynama alanı) için aralarında geçen masum ve saf mücadelesini anlatıyor. Nemecsek ve Boka ikisi de güçlü ve onurlu karaktere sahip iki çocuk, diğer çocuklara o kadar güzel örnek oluyor ki hayran kalmamak mümkün değil. Nemecsek: sen daima Pal Solağı çocukları’nın kahramanı olarak kalacaksın.
Beni çocukluğuma götüren güzel bir kitaptı küçük bir eleştiri yapacak olursam o da kitapta bazı yerlerin gereksiz yere uzatılması beni biraz yordu açıkçası ama yine de keyifliydi.
İyi okumalar.