Mevtten sonra sakalların uzadığı görülüyor. Koleradan donarak ölenler,bi'l-âhare ısınıyorlar. İşkence ile ölenlerin mevt hadisesinden sonra saatlerce kalpleri çarpıyor. Kesilmiş bir koyunun uzun müddet cildi titriyor. Boğulmuş bir kaplumbağada onbeş gün daha hareket görülüyor...
Hulâsa hayatın bitmesi ile ölümün başlaması mu'ayyen bir nokta ve mu'ayyen bir hat ile ayrılamaz.
İlk iki sayfasında bitmeyecekmiş gibi gelen betimlemeler bana okurken sıkılacağımı düşündürdü. Yine de Halit Ziya'nın eserinin bitmeye değer olduğunu bildiğimden devam ettim,iyiki de ettim. Allah'ım elimden bırakamayacak kadar merak uyandırdı sonu sürekli. Ah Saniha başta kabul etmeseydin aşkının arkasında dursaydın sonu güzel bitseydi. Üzülen Hacer olsaydı ama ölen olmasaydı... Var olan bir gerçek var kitaplarda da gerçek hayatta da olan: "Parayla saadet olmaz." Sonuna o kadar üzüldüm ki... Keşke Saniha, İsmail Tayfur kadar arkasında durabilseydi aşkının keşke annesi servet uğruna oğlunun felaketi olmasaydı ve keşke bir baba kızının saadeti için başka hayatları servetiyle mahvedecek kadar düşüncesiz olmasaydı.. Kısacası ben bunun sonunda Hacer'e ve Tayfur'a yakıyorum :)