İnsan denilen yaratığın zihninde yer etmiş olan; kendi renginin,
inancının ve siyasetinin en doğrusu, en iyisi olduğuna ve dünyanın dört bir
yanına dağılmış diğer tüm insanların kendisinden daha talihsiz konumlara sahip
olduğuna inanmasını sağlayan o yaygın dar görüşlülük, Ruth’da da vardı. Eski
çağlarda kadın olarak yaratılmadıkları için Yahudilerin Tanrı’larına şükretmesini
sağlayan, modern dönemdeyse başka tanrıların yerine yeni bir tanrı koymak için misyonerleri dünyanın en ücra köşelerine gönderen şey, işte bu dar görüşlülüktü.
Ruth’un hayatın farklı bir köşesinden gelmiş bu adama biçim verip, kendi
köşesinde yaşayan adamlara benzetme arzusu da yine aynı dar görüşlülükten
kaynaklanıyordu.