Japon edebiyatı estetiğini, yazı dilini, o karanlık ve depresif havasını hep beğenmişimdir. Bu kitabı okurken rahatsız edici olacağını düşünerek başlamadım, o yüzden norobu ve içinde bulunduğu çetenin eylemleri ve hayata karşı nihilist duruşu beni inanılmaz şaşırttı. Hala 13 yaşlarındaki bu çocukların, otoriteye karşı gelmek için, bozulmuş bir ideolojiye tutunarak şiddete başvurmaları kanımı donduruyor. Ama savaştan yeni çıkmış bu ortamda büyümeleri, şiddeti benimsemiş olmaları, başka yol bilmemeleri onları bu konuda bu kadar cesurlaştırmıştır olabilir, inanın bilemiyorum. Ayrıca japon edebiyatı erkek yazarlarının mizojinist bakış açısını görmekten hoşlanmıyorum..fusoku karakteri üzerinden, yaptığı anlatı yüzeysel hissettirdi. Başarılı, güçlü ve kendi işini yapan dul anne anlatısı, burada bilinçli bir olumsuzluk olarak yazılmış. Çocuğuna yaklaşma biçimi çok, karikatürize, ryuji ve noboru'nun baba - oğul ilişkisini pekiştirme çabası da çok hızlı ve geçiştirme. noboru yaşamın bu sıradanlığından rahatsızlık duyuyordu zaten. Annesini görme ve anlama biçimi ise çok rahatsız edici. Nereydeyse fazla "male gaze." Sevdim mi sevmedim mi bilmiyorum. Açıkçası okuyucu sevsin diye yazılmış bir kitap olduğunu da düşünmüyorum. yazarın öfke duyduğu her şeyi kağıda kusması ve okuyanları rahatsız ederek öc alması gibi geldi.