"Dünü tekrar yaşamak mümkün mü? Aynı heyecanı duyup aynı duyguları yaşayarak tozlu albümün sararmış fotoğraflarına dün baktığı gibi bugün de aynı duygularla bakabilir mi insan? Dün kaybolduğu gibi siyah beyaz anlarda bugün de kaybolabilir mi? Dün aldığın nefesin bugün bir değeri kalır mı? Eskiler eskiden güzel olduğu için mi eski olan şeyler eskisi gibi güzel hissettirmez?"
- ливро
Efsaneye göre; Çingene kadın bir gece Ay'a sevdiği adamın kendisinin olması için yakarır. Ay bunu kabul eder ancak bir şartı vardır: Doğacak ilk çocukları Ay'ın olacaktır. Kadın, yalnızlık korkusuyla bu şartı kabul eder ve çingene adamla evlenir. Bir süre sonra da ilk çocukları doğar. Ancak çocuk tarçın renginde bir tene ve koyu zeytin gözlere sahip olacağı yerde aydınlık bir tene sahip olur, albinodur. Tam anlamıyla Ay'ın suretidir. Ancak çingene adam şüpheye düşer ve kadını kendisini aldatmakla suçlayarak bıçaklar ve öldürür. Çocuğu da bir dağın tepesinde bırakır. Derler ki: Çocuk ne zaman mutlu olup gülse Ay; Dolunay şeklinde olur, çocuk ne zaman ağlasa Yarım Ay ve Hilal şekline geçip onu sakinleştirmek için bir beşiğe dönüşür.