İbrahim, kırılmak puttan eskidir bilmiyorsun. Beni olmamağa tabancaladılar; hiç okyanusum olmadı, hiç kendim ibrahim, Çinde hiç ablam . Beni bir yaşamakla dağladılar ki sorma, beni ağlatarak anamın karnından, beni doğarak öldürmenin yolunu buldular. Bu ağ , bu dağ, damağ , bu huma, kalmağla ben Sorma ibrahim; onca sene koca yaptım gözleri Şeyh Galip okudum, perdeleri değiştim oldum yirmibeş, yirmi altı daha Allah'ın hatırladığını görmedim. İbrahim, bir uzağın sırtı gibiyim yakışmıyorum dünyanın hiçbir penceresine . Sorma kanser hücreliyorum, sorma. Bulsa beni ölmeye yatıracak o katilin işini aksatmışım fazladan yaşıyorum.
Bölüm 5°•○
“Geşt iderken bu zemin sahrasın Seyr iderken karasın deryasın” Bu yeryüzünün çöllerini dolaşırken, Karanlık denizlerini seyrederken… 🕯️ “Bir zamanda gezelim dünyayı Alalım ibret-i mafihayı” Bir süre dünyayı dolaşalım da İçindeki ibretleri görelim. 🌍 “Gezdim Eflâk havalisinde Sonra nehr-i Tuna yalısında” Eflak taraflarını gezdim, Sonra Tuna Nehri kıyılarında dolaştım. 🌊 “Bade cezbe-i abu dane Eyledi sevk yine yabane” Şarap ve gönül cezbesi Beni yine ıssız yerlere sürükledi. 🍷 “Hane berdûşu feramuş gir-i vuslat olan Her güzel ana cefa eylemesi adet olan” Kavuşma ümidiyle yollara düşüp perişan olan kişi bilir ki, Güzellerin cefası onların yaradılışındandır. 🥀 “Kararın yok esüp savurmadan aramsızlıktan Bu günler mi acep Kânî saba-veş yeldiğin günler” Ey Kânî, durmadan esip savrulduğun şu huzursuz günler Acaba sabah rüzgârı gibi estiğin eski günler midir? 🍂
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hümâ-yı aşkın uçtuğu o yüce kâfa ermez dil, Senin şevkinle yanmak, her gönül mülküne kâr değil. Cihân bütünüyle gelse, seni benden koparamaz, Bu can ki ten mülkünde, senin aşkınla var değil.
1000Kitap
Divan
"Âfet-i gamdan aceb dünyâda kim âzâdedir Herkesin bir derdi var mâdemki âdemzâdedir Bir hümâ-yı zevki bin sayyâd-ı gam ta’kîb eder Böyle bir mevhûma bilmem halk neden üftâdedir"
Birine yaklaşırken başkalarını unut ki, kalbin kıyaslama yapmasın
bir çiçeği koklarken utanmaktır aşk ve iftar etmeden sevmektir mahtubeyi acziyetimden beslenen yıldırımlar bütün azapları içeren gürültüsüyle kabul görmemiş mucizeleri kapıma yığarken efsunuyla irkildim yasak meyvenin bir nevvah edasıyla elimden tut rehnüma aynalarımı sehl-i mümteni kıvamında tezyin et esrarıyla boğuldum hicret kokan terennümlerin çıldırmış yıldızların pençesi boğazımda acıkınca putunu yiyen hedonistlerin gel seninle bir medeniyet kuralım uzağında güzel günlerin işçilik bedeli denizin dibinde teyemmüm etmek mi taşa sürsem kıvılcım çıkardı hüznümü tevil eden kelimeleri hakkını verdim uçurumlarda yürümenin göklerden yevmiyemi getirsin hüma sarhoş bir tevessül , meçhul bir istifham linç ediyor hafızamı rehnüma mevsimi geçti mi yoksa yeniden dirilmenin hoyrat detaylarda boğulurken kainat me'yus bir ihtilale kurban gitti mülk-ü dil oysa kalu-bela'da gördüğüm hayat bu değil yed-i beyza düşleriyle titrerken içim hudutlarında çürüyorum müptezel bir saltanatın ruhumdan türeyen bir tufana yeniliyorum gül beklediğim kapılardan kovuluyorum
Şiir
Bilinmez esrardır sırr u muamma Çekilmez bir yaydır bu aşk-ı huma Aşka düşüp sevda çeken çok ama Dertli bu sevdanın pek berbadıdır
Şiir