Bünyeye ne yüklendi biliyor musunuz bir şeye uzulucem ya da bir şeyi dert edicem ya anında abi ölüm var ya düşüncesi şak diye yükleniyor. Birinin artık yok olması o kadar garip geliyor ki. Ahiret inancı, ölümden sonra ikinci yaşam gibi inançlar olmasa yaşamak çok zor olurdu. Kaybettiğimiz birinin artık tamamen yok olması düşüncesi kabul edilemez geliyor çünkü. Çok kolay unutuyoruz ve biz unutunca artık yaşamayan birini ne yaşatır ki, birileri unutana kadar mıyız? Ölümü kabullenmek ve birinin yokluğuna alışmak hem çok acı verici hem çok doğal sürecin içinden bir parça hem de suçluluk verici. Ölenler ölmeden önce bunu düşünmüşler midir mesela ben ölünce unutulsam üzülür, aileme kırılır mıydım? Ne çabuk unuttunuz beni ,bak bu kadar kolaymış bensiz yaşamak der miydim ? Yoksa ya tabi unutacaklar sende unutmadin mi zamanında. Bunlar doğal normal şeyler mi derdim. Ben çok fazla insanların eylemlerini normallestiren biriyim o yüzden ikinci olurdu galiba. Muhakkak hak verecek bir yan bulurdum. Kibirdenmis aslında bu. Meğer ben kibrimden insanları her şeyi yapabilen varlıklar olarak görüyormusum. Onları aklayabilecek nedenler bulmam bundanmiş. Neyse bu başka bir konu zaten. Ölüm ve yokluk bu aralarda bende böyle etkiler yapıyor. Ölünceye kadar görüşürüzz
Bir cam kırıklığı kadar ses getirmiyor can kırıklığımız. Kimse toparlamaya çalışmıyor kırık döküklerimizi. Her bir parçanın keskin acısını yaşarken kendimizi tekrar tekrar yaralıyoruz o parçaların içinde. Kimse görmüyor , kimse bilmiyor. Neden kimse duymuyor? Dünya malının insandan daha değerli olduğu bir hayattayız. Kırılan vazolara değer biçebiliyoruz ama kırılan duygularımızı tek başımıza yaşıyoruz. İşte bu yüzden dünyayı yaşanabilir bir yer gibi görmüyorum.