"Biz de kitaplarımızla ve müziğimizle baş başa, sakin sakin, mutlu mutlu yaşarız..."
Yaşar mıyız?
Yaşarız, çok güzel yaşarız. Evet belki tutkuya kapılıp gidebiliyoruz durumlar içerisinde çoğu zaman hepimiz ama Marianne'nin gerçeği öğrendikten sonra kapanıp yıkılmasını bekleyemezdik. Tutkunun esareti altında olup mantığı bir kenara bıraktığın zaman hatalar yapmaya başlarsın, ama sağ duyulu olmak güçlü kararlar vermek ve arkasında durmak tam olarak bütün Jane Austen kitaplarının yapı taşıdır. Tabi gerçekçi baktığımızda Marianne ve Elinor gibi bir son beklememek gerekiyor kendi yaşantımızda.:)
Buhran, keder, acı, sorunlar... Tezer özlü'nün romanı, yaşamın Yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen belki de hiç çıkılmayan çocukluğu yansıtıyor... Özlediği gitmek ve bitirmek istemediği o çocukluğa, büyüdükçe her şeyin amansız farkına vardığı bu yetişkinlerin soytarılık dünyasından kurtulma bahanesiyle elinde kalan anıları çırılçıplak gözler önüne serdiği bir şaheser.. bir geri dönüş bir gerçekliktir aslında...
seyduna savaşta ölenlere cennet vaadetti. İnanmayanlara, imanı eksik olanlara cenneti gösterdi. Peki neydi bu cennet? Bir kaç huri , fazlaca şarap ve yiyecek mi? fedailer için bu yeter miydi ölmeye, ölmek istemeye? akılalmaz bu doğa üstü güce sorgusuz irade vermeye..?
belki de her şey o tablo yüzündendi. içindeki korku, kıskançlık. güzelliği bir ömür yaşayacaktı o tablo da ama dorian her geçen gün kaybediyordu. o güzelliği... hepsi buydu belki de