Merhaba Arkadaşlar,
Tarihler 15 Temmuz’u, saatler 14:00’ü (belki birazcık gecikmiş olabiliriz :)), termometreler ise 35 dereceyi gösterirken 12. Buluşmamızı gerçekleştirecek olmanın sevinciyle yine bir aradaydık. Bu arada bu buluşmayla birlikte 1.yılımızı doldurmuş olduğumuzdan bir tebriğinizi alırız. :)
Evet ne diyorduk, İzmir’in yakıcı güneşine ve yüksek nemine rağmen Azize Cafe’de etkinliğimizi gerçekleştirecekken, mekânı kapalı bulmak gibi ufak bir talihsizlik yaşadık ama yıldık mı? Tabii ki hayır! Hemen iş bitirici moderatörümüz Mehmet sayesinde civardaki Deniz Cafe’de organize olduk ve her geçen gün büyüyen 1K İzmir ailemize yeni katılan arkadaşlarla bir tanışma faslı gerçekleştirerek etkinliğimize başladık.
Varoluşsal aknelerimiz var demiştik ya hani sizlere, karısının etkisiyle burnunun yamuk olduğunu fark edip tüm hayatını, benliğini, kimliğini sorgulamaya başlayan Moscarda eşliğinde aknelerimizin bir kısmına temas etme fırsatını yakaladık. ‘İnsan bir midir, hiç midir yoksa binlerce midir?’ sorusu zihinlerimizde dolaşırken her birimiz kendi benliğimizi sorguladık. Benliğimiz nelerden etkileniyordu? Özgür bir irademiz var mıydı? Sahip olduğumuz sadece bir kişilik mi vardı? Kendimizle ne kadar barışık olabiliyorduk? Sorular, sorular… Her ne kadar benliğimizi, kişiliğimizi kendimizce bir kalıp içine oturtmuş olsak da, başka birinin gözüyle kendimize bakınca durumun hiç de bu kadar basit olmadığına kanaat getirdik. Pirandello’ya göre her birimiz özümüzde kimliksizdik ve bu kimliksizlik durumu da bizleri herhangi biri, hiç kimse ya da yeryüzündeki yüz binlerce kişiden biri kılabilirdi. Bu düşünceler içinde sohbetimize devam ederken ‘Bir ben vardır bende, benden içeri’ diyerek konuyu Yunus Emre’ye bağladık. :)
Hâl böyleyken dostlar, aramızda futbol merakı olan