📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Elektronik çağının çocuklarına eğitim veriyoruz artık - bunun bizler için hem olumlu hem de olumsuz yanları var. Bu çocukların dünyaları hem daha geniş hem de daha küçük. Eskiye oranla daha çok şey biliyorlar fakat bildiklerinin daha azını anlıyorlar. Hızlı ve hazır eğlenceye alışkınlar ama hayal güçleri eskisi kadar güçlü değil.
Film ilk bakışta, kızını daha iyi şartlarda yaşatmak istediği için yurtdışına gitmek isteyen anneyle özel bir nedenden ötürü gitmek istemeyen babanın boşanma sürecinin hikayesi olarak görünüyor. Ancak filmin temsil ettikleri yalnızca bu üç kişilik çekirdek ailenin sancılı sürecini anlatmıyor: İran devletine karşı minimal bir taşlama, sınıfsal farklılıklar, insanın tekinsizliği, aydın-halk uyuşmazlığı filmin içinde kısık sesle ifade edilen meseleler.
Film senaryo anlamında içime sinmeyen şu detay dışında kusursuza yakın: Adam eşi evden ayrıldığı için hasta babasına bakması için bakıcı tutuyor gibi bir durum söz konusu ancak kadın ev hanımı değil, bir öğretmen. Yani evdeyken de aslında evde değil. Bakıcıya ihtiyaç duyulmasının, kadının evden ayrılmasıyla ilişkilendirilmesi yanlış bir hamle olmuş. Fiyat konusunda pazarlık yapılırken "Ama eski bakıcı 300'e çalışıyordu." minvalinde bir söylem olsa bu nokta da kotarılabilirmiş.
Kurgu çok başarılı. Seyirciyi güncellenen gerçeklerle manipüle edip sürekli filmin içinde tutmayı başarıyor. Neredeyse hiçbir sahne tek kullanımlık değil; kendinden öncesini ya da sonrasını etkiler vaziyette.
Oyunculuklar da kahvedeki amatör amcalar ve adamı merdivenlerde kelepçeli gördüğümüz ilk sahnedeki asker dışında üst düzeydeydi. Oyunculukları büyük oranda mimikler ve bedensel anlatım taşıdı keza filmde söylenenlerin güvenilirliği filmin odağını oluşturuyor.
Karakterlerin sürekli olarak kendi değerleriyle sınanışını ve onları paramparça edişini izliyoruz. Kızına Farsça çalıştırırken bir kelimenin çevirisinde öğretmeninin söylediğinin yanlış olduğunu söyleyip "Puanın kırılacaksa bile sen doğru olanı yap." diyen baba film boyunca önemli bir gerçeği bilmediğini iddia ederek kendini aklamaya çalışıyor. Çok dindar olarak yapılandırılmış ve
Ey yaşam düşü! Uç git, acımam sana,
O boş görüntü karanlıkta yitip gitsin;
Aşkın acısıdır değerli olan benim için,
Öleyim ne çıkar, severken öleyim ama.