Osman

Osman
@huzuryolcusu
Rüyalar adilce dağıtılır bu âlemde. Taşı başına yastık yapan mazlumun rüyası, kalbi taşlaşmış zalimin rüyasından daha az güzel değildir
10/10
·260 syf.··
2019 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2019 21:02
O'nu araman için bu heceler. Ama O seni, sen seni bulmadan önce bulmuş. Sen bile seni bulmaya geç kalmışsın. O seni aramasaydı, sen seni aramaktan vazgeçmiş olacaktın. . . O senin adını 'Nisyan' dan alındı, 'İnsan' koymuş bir kere.. Neyimiz vardı bizim? Hatırımıza gelecek bir benliğimiz yoktu. Bizi hatırlayacak benliklerin içine girecek benliğimizde yoktu. Bana, Sen diyecek kadar kimsenin aklında fikrinde yerimizde yoktu. Seni hiç yokken Gören Allah’ı Hep var olduğunu ve seni, var edip görünür kıldığı halde görmezden geliyorsun. Hiçbir şeyin yokken seni varlıklı eden Allah’a istediğini hemen vermedi diye kızıyorsun, istediğin kadar vermedi diye küsüyorsun. Şimdi ‘ben’ dediğini de ‘benim’ dediklerini de almış olsaydı elinden, ne elini ne elindekileri yeniden istemeye mecalin olmazdı. İstemeyi bile bilmediklerini, isteyemeyeceklerini hiç istemeden, istediğince sana verene minnet borcunu hatırlama zamanı şimdi. Sahip olmaya değil, şahit olmaya özne ol ! ''Ben...'' diye başlamayı hak ettiğin tek cümle şu olmalı: ''Ben şahitlik ederim ki yoktur ilah, ancak ALLAH var.'' Var mı Müşterisi Allah, alışverişte Canını Malını satacak olan. Sadece iman ettiğimiz için bizim tezgahımıza uğrayan Allaha satacak bir şeyleri olan yok mu ? Satın almak istediğini söylüyor müşteri. Satın alıyor, el koyuyor değil. Hiç yoktan adam ettiğini adam yerine koyuyor. Hiç yoktan adam ettiğini bile hatırlatmıyor. Karşılıksız sermaye verdiğini, sermaye sahibi sayıyor. Karşılık teklif ederek istiyor. Karşılıksız verdiğini karşılıksız istemiyor. Satın aldığını da satın almaya da ihtiyacı yok. Satın aldığını çekip almıyor satıcının elinden. ‘sende kalsın!’ diyor. ‘Ben’ dediğin de sende kalsın. ‘Benim’ diye bildiklerin de elinde kalsın…. Yola En önemli azığımız Takva’yı omuzlanarak çıkmak için bu
Kaybedecek Neyin Var ki?Senai Demirci · Nesil Yayınları · 2015108 okunma
Reklam
10/10
·240 syf.··
2019 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2019 00:05
O Kafir olanlar,görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan herşeyi Su'dan var yarattık. Hala inanmıyorlarmı (Enbiya Suresi 30.Ayet) Hayatın en üst noktası, olmazsa olmaz dediğimiz herşeyin en olmazı. Düşünelim şimdi, O olmazsa yaşayamam dediğimiz şeyleri. Yaşayamam dediklerimize, kelimesine kaç olmaz günü sığdırabiliriz. 3 gün,5 gün,1 hafta ? peki ya hayatımızın her zerresinde olmazsa olmazı. Hatta bizim varlığından bile habersiz olduğumuz yerlerde var olan Su olmazsa ne kadar yaşarız. 3 saat,5 saat,1 gün ? Dünyanın %80 inin, insan vücudunun %70 inin su olduğu bir dünyada insan susuz ne kadar yaşayabilir acaba bunu hiç düşündük mü ? Nasılda insan hayatında bir anlığına da olsa,olmazsa olmazlarda 1. sıraya çıkıveriyor. Bir anlığına da olsa diyorum çünkü. Sulak Yurdun,Verimli Topraklarında yaşıyoruz. Anlayamıyoruz suyun bizim hayatımız için ne kadar önemli olduğunu. Suyun ne kadar kıymetli olduğunu Afrikada bir yudum su bulabilmek için günlerce yürümek zorunda kalan insanlara sormamız gerekiyor, belki ozaman suyun kıymetini anlamış oluruz. Suyun Rengi,kokusu ve tadı yoktur diye bildik hep. Şeffaf olmasına rağmen Renk katmadık.Bir tad alamadık diye tadsız dedik geçtik. Herşeyin tarifini yapan insanoğlu bir türlü suya bir tarif bulamayıp geçiştirdiler. ''Su işte adı üstünde serinletir. Susayınca içeriz.'' tek yapılabilen tarifi bu.Haydi bir düşünelim şimdi;Yakın zamanda Ramazandan çıktık. Ezan okunduğunda, kurumuş dudaklara deyen suyun tadı yokmuydu ? İftar anında Suyu içerken Gözlerini kapattığında boğazları ıslatan o suyun rengi yokmuydu? Kanamış dudakların susuz kalmış bir beden suyun kokusunu oruçken ne kadar da derinden hissediyor değilmi ? Tarifsizliğimiz aslında biraz hasret duymadığımızdan, hasret kaldımız herşeyin
Su KanunuMustafa Kaya · Fenomen Kitaplar · 20162,187 okunma
10/10
·157 syf.··
2019 22. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2019 22:23
Yanalım yakılalım tutya gibi sahk olalım Bari bu takrib ile girelim yarin gözüne. Biz, göze çekilen sürme gibi öyle yanalım yakılalım ki sürmeden hiç bir farkımız kalmasın. Biz bu hale geldikten sonra belki sevgili bizi gözüne sürme olarak çeker de böylece onun gözüne gireriz... Belkide kitabın en çok ilgimi çeken beyitlerinden birtanesi diyebilirim. Öyle güzel öyle naif bir benzetme yapıyor ki şair. Aşkın anlamı kayıyor, kederin anlamı yer değiştiriyor,gözün görme yapısı bile kendine başka bir yol çiziyor. Divan edebiyatında Aşk öyle bir hale getiriliyor ki Şairlerin dilinde, Aşkı konuşmaya utanır oluyor insan. Gel gelelim ki bu işi en hakiki yapanlardan birtanesi olan Fuzili’nin beyitine Aşk imiş her ne var âlemde İlm bir kıyl u kâl imiş ancak (Dünyâda ne varsa aşktan ibaretmiş. İlim, sadece dedikodu imiş.) Aynı pencereden bakmıyoruz biz divan şairleri ile Aşka. Onlar bahçenin en güzel tarafındalar biz ise arka kör karanlığında. Onların gördükleri ile bizim gördüğümüz Aşk Bambaşka. Kaldı ki onlar Sevgiliye yakın olan herşeyi kendilerine Rakip görmüşlerdir. Yıllar sonra Mecnundan sonra gelecek olanlar Sevdiğinin bahçesinde oturuyor diye Mecnun’a laf söylemeye gidecek kadar ileri boyutta büyük bir aşkın tarifini yapmanın yarışına girmişlerdi. Fuzuli bir beyitinde; Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dadı var Âşık-ı sâdık benem Mecnûn’un ancak adı var (Fuzûlî) (Bende Mecnûn’dan daha fazla âşıklık kabiliyeti var. Gerçek âşık benim, Mecnûn’un sadece adı var.) Aşık ile Rakip Arasında Yaşanan Rekabetin en güzel hali hangi beyit deseler sanırım Sabit Efendinin beyitini söylemeden geçemeyeceğim. Meydâna geldi na’ş-ı rakîb-i nemîme-sâz Kıldım huzûr-ı kalb ile ömrümde bir namâz (Sabit) (Münafık rakibin cenazesi meydana gelince, ömrümde -ilk defa- kalp huzuru ile bir
Can Veren Pervaneler 4Hayati İnanç · Babıali Kültür Yayıncılığı · 2020919 okunma
9/10
·144 syf.··
2019 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2019 22:55
“İnsan olamadıktan sonra ne olsam ne olur” ve “insan olduktan sonra ne olmasam ne olur” idraki içinde duvarları yıkmak için aşkla yola yürüyenlere Bizim Yunusça selam olsun. Bir garip varlık insan dediğin. Hepimiz en az parmak izlerimiz kadar bir tek kendimize benziyoruz ve diğer bütün insanlardan bir dolu hususiyetimizle farklıyız. Kalbiyle, kafasıyla, tecrübesiyle, yorumuyla, rengiyle, kokusuyla, suretiyle her insan biricik ve bir tek kendisinin benzeri. Gözlerin gözlere değmediği zamanlarda bile, göz açıları birbirine paralel olanların baktıkları yerlerdeki, görünen aynı olmayabilirdi,Aynı açıdan baksalar da aynı acıda buluşamamalarından hissedemiyorlardı birbirlerini. Küçük kalplerin içine gerçekleri sokamadığımızdan büyüdüklerinde Hayalci, Gerçeklerle bir bağı olmayan, sadece düşünebilen ve devamını getiremeyen nesiller olarak yetişiyorlardı. Batman, Süperman, Örümcek adam gibi kahraman saydıklarımızla büyüdük hep. Büyüdük ama büyümek denirse buna. Biz gerçeklerin içinde olamadıkça hayallerle doldurdular kalplerimizi. Yüzünü kapatmanın kahramanlık değilde, yüzüne bakmanın Lüzumsuzluğu algısını hiç fark edemedik. Hep bir bekleme peşinde olup bir gün bir kahraman gelecek ve bizi kurtaracak hayalleri ile büyüdük. Halbuki ne kahramanlarımız vardı bizim. Beyaz kağıdın üstüne çizilenin aksine. Dünya dediğimiz kara parçasının üstüne çizilmiş. Tarih yazmış. Gittikleri her yere, Şeref,şan, Kahramanlık taşımız Ecdadımız. 50 yıl öncesine kadar olmayan çizgi kahramanlardan çok daha önce var olan ecdadımızın hayallere sığmayan kahramanlıklarını anlatmış olsaydık. Beklediğimiz Fatihler, Yavuzlar,Alparslanlar büyütürdük. Daha 21 Yaşında onlarca padişahın hayallerini süsleyen İstanbul’u feth etmiş bir padişahın nesillerinden bahsediyoruz. 8 yıl Tahtta kalıp 8 yılını da at
Hiçbir Zaman Hiçbir ŞeySerdar Tuncer · Profil kitap · 20191,853 okunma
10/10
·144 syf.··
2019 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2019 22:28
- “Ayn,Şın,Kaf” Bir harf sonrası Yangın Yeri. - “Ayn,Şın,Kaf” Ateşin En büyüğü. - “Elif,He” Aşkın En acıklı Ayak Sesi ‘Ah’ AYIN ŞIN KAF (AŞK) ع ش ق “Ayın,Şın,Kaf, Üç Harf Beş nokta” Aşk ya da ışk kelimesi ayn, şın ve kaf harflerinden ve bu harflerin üzerindeki beş noktadan oluşur Yusuf’un güzelliğine tutulan Züleyha. Kimi zaman Ferhad, kimi zaman Şîrin, kimi zaman Mecnun ile Leylâ…Ne uzunluk, ne derinlik, ne de genişlik. Noktanın sonsuzluğu bu! Noktanın sonsuzluğu kadar AŞK, AŞK’ın sonsuzluğu kadar nokta. İmam-ı Hasan bir meclis kurmuş. Bir mesele üzerinde Hz. Ali’nin haklı hareketini haksız bulanlara karşı müdafaaya geçmiş. Nihayet karar verilmiş “En tarafsız hakem dağlarda gezen Mecnun’dur. Çağırıp onun hakemliğine müracaat edelim” demişler. Çağırmışlar, derinden derine meseleyi ona açmışlar. Anlatmışlar karar bekliyorlar. Mecnun etrafına bakınmış. “Vallahi demiş bu meselede Leyla’m haklıdır.” Mecnun bu Tarifi de, Kararı da Leyladan başkası değil… Bir meclise bir zatı davet etmişler, bakmışlar ki gömleği kirli. Birisi demiş ki “yahu şu gömleğini bir yıkasana.” Cevap vermiş “yıkıyorum yine kirleniyor.” Öteki “yine yıka” demiş. O zat da “yine kirlenecek” demiş. Öteki “yine yıka” deyince, “e birader biz bu aleme boyuna gömlek yıkamaya gelmedik ya yapacak başka işlerimiz de var” demiş. Hakikaten bu aleme boyuna gezmeye gelmedik, yiyip içmeye, yatıp kalkmaya gelmedik. Bu âlem de bir de huzur ve aşk neşesi var onu tatmadıktan, ona devam edip sevmeyi, sevilmeyi öğrenmedikten sonra dünyanın ne kıymeti var. Hz. Mevlana’ya bir talebesi “Aşk nedir?” diye soruyor. O da ayağa kalkıyor., sağ avucunu semaya sol avucunu yere baktıracak şekilde uzatıyor, boynunu sola büküp sağa bakıyor ve dönmeye başlıyor. Kendisi mihverde dönerken talebeleri de hem kendi etraflarında,
Kitâb-ı Aşkİskender Pala · Alfa Yayıncılık · 20126,7bin okunma
Reklam