Bazı vedalar yüksek sesle değil, rakik bir sükûtla olur.
Yıllardır burada, kitapların gölgesinde, mektupların hüznünde ve kalemin ince sızısıyla yürüdüm. Bir cümlenin melankolisinde durduk bazen; bazen bir satırın kıyısında, hüzzam makamı gibi insanın içine çöken o tarifsiz duyguyu paylaştık.
Fakat zamanla fark ettim; herkes biraz kırık, biraz eksik, biraz yokluğunun hüznünü taşıyor. Okudukça, denk geldikçe, insanın ruhuna sessiz bir keder siniyor. Bazı kalpler, başkasının hüznünü fazla taşıyor galiba.
Benimki de biraz yoruldu.
Bu bir küskünlük değil. Bir sitem hiç değil. Belki sadece bir fırkat vakti… Çünkü insan bazen en sevdiği yerden bile, kalbinin sesini incitmeden çekilmeyi seçiyor.
Burada biriktirdiğim şey sadece kitaplar değildi; aynı satırda durduğum insanlar, görünmeyen dostluklar ve hiç gönderilmeyen mektupların duygusu da vardı.
Şimdi usulca susuyorum.
Belki her ayrılık biraz vuslattır, kim bilir. Bir gün aynı kitabın sararmış bir sayfasında, eski bir mektubun hüznünde ya da unutulmuş bir cümlenin kıyısında yeniden karşılaşırsak, birbirlerimizi tanırız.
Kalplerinize lütfen rakik davranın.
Ve mazur görün ; bazı ruhlar hüznü fazla taşıyınca, biraz sessizliğe çekiliyor.
“Her ayrılık, içinde biraz kavuşma taşır" der ya Rilke, belki bir zaman sonra buluşma safhası da olabilir. "Bazı insanlar gider, ama gidişleri kalır." dizesini muhakkak okumuşsunuzdur. Her ne kadar çoğunlukla melankolik, kırgın ve kırık cümleler tarzında yazmışsamda; inşallah sizlerin nazarında teskin edici, öğretici, farkındalık yaratacak kelimeler bırakmışımdır.
Tüm değerli takipçilerim ve takip ettiğim kişilere gelince; onların her satırı emek ve kalbin nakışı gibi işlenmiş, cümlelerden ve şiirlerden öteye bir nefes durağıdır benim kalbimin nezdimde...
Ve onlara Rainer Maria