Yaşamının, insanın aşka ihtiyaç duyduğu için kibre de ihtiyaç duyduğu bu döneminde hırpani giyindiği için kendisiyle alay edildiğini, yoksul olduğu için gülünç gözüktüğünü hissediyordu. Gençliğin insanın göğsünü heybetli bir gururla şişirdiği yaşta, gözlerini birçok kez delik çizmelerine indirip sefaletin adaletsiz utançlarını ve dokunaklı yüz kızarmalarını yaşadı. Zayıfların alçaklaşarak, güçlülerin yücelerek çıktıkları hayran olunası ve korkunç bir deneydi. Kaderin bir insanı dilediğinde serseri ya da yarı tanrı haline dönüştürmek için içine attığı bir potadaydı.
Çünkü küçük savaşımlarda birçok erdemli davranış gösterilebilir. Karanlıkta zorunlulukların ve alçaklıkların ölümcül istilasına karşı kendilerini adım adım savunan dikkafalı ve bilinmeyen yiğitlikler, hiçbir bakışın görmediği, şöhretin umursamadığı, hiçbir bandonun selamlamadığı soylu ve gizemli zaferler vardır. Hayat, bahtsızlık, yalıtılmışlık, terk edilmişlik, yoksulluk kahramanları, bazen de ünlü kahramanlardan daha heybetli meçhul kahramanları olan savaş alanlarıdır.
Bu lüks yerlerde çalışanlar kadar kendi sınıflarından kopmuş, kendi çevrelerine düşmanlaşmış kimse yoktur. Şöyle bir bakar, cüzdanınızı da yüreğinizi de okuyuverirler. Eğer ortama uygun bulunmazsanız, garsonundan komisine, aşçısından kapıcısına kadar hepsi sizi küçümsemekte, aşağılamakta birbirleriyle yarış ederler.
Cesur adam, o korkak adamcağızdır ki cesaret isteyen yerde, hele diğer insanların önünde korkuya yenilmez. Her şeyi sarsan korkuya rağmen dizlerini bükmemeyi, sesini kaybetmemeyi, ayakta kalmayı becerir. En garibi, bu kuvveti de ona karşısındakiler, yani kendisini korkutanlar verir.
Sayın Başkan, zamanımızın en önemli devlet adamı, bilgelerin bilgesi, büyüklerin en büyüğüdür. Halk onu hiç görmese bile aynı doğa güçleri gibi acımasız varlığını her zaman üzerinde hisseder.
Sayın Başkan'ın yüksek yerinde bir başkasının bulunacağını düşünmek bile ulusun iyiliğine karşı bir suikasttır; bunu aklından geçirmeye cüret eden kimse buna cüret etmemeli, toplum için tehlikeli bir akıl hastası olarak hapsedilmeli, aklı yerindeyse yasalara göre vatan haini olarak damgalanmalıdır.
Sayın Başkan'ın ülkesinde "üstün demokrasi" hüküm sürer -ki bu aslında, hiç kimsenin yarın sarayda mı ağırlanacağını yoksa hapislerde mi sürüneceğini bilememesi demektir. İhanet, espiyonaj ve siyasi kumpaslarla beslenen korku, bir yılan gibi kendi kuyruğunu yutar.