Yoldaşını bulmak için aynaya bakar dururdu, yoldaşım ne onda ne bunda, kendimde derdi. Yoldaş da benim, aşk da benim, kıyamet de benim, savaş meydanı da. Tüm kazandıklarım ve kaybettiklerim benim.
Yine Auschwitz, yine bir hayatta kalma mücadelesi hikayesi buldum diye sevinirken daha fazlasını bana sunan yazara teşekkürü borç bilirim.
Kitap,2 ana bölümden oluşmuş; 1.bölüm psikiyatrist olan yazarımızın ölüm kamplarında yaşadıklarını,2. bölüm ise anlam terapisi olarak bilinen "Logoterapi" yi anlatıyor ki bu bölüm çok daha ilgimi çekti.Keyifliydi.
Varoluşsal boşluk temel olarak kendini can sıkıntısı duru-
munda dışavurur. İnsanlığın, bunaltı ve can sıkıntısından oluşan
iki uç arasında sonsuza kadar mekik dokumaya mahkûm oldu
ğunu söyleyen Schopenhauer’i anlayabiliriz. Gerçekte bugün can
sıkıntısı, bunaltıdan daha çok soruna yol açmakta ve elbette psi-
kiyatristlere, çözüm bekleyen daha çok sorun sunmaktadır. Ve
bu sorunlar giderek daha çok belirleyici olmaktadır, çünkü iler-
leyen otomasyon, bir olasılıkla, ortalama çalışanın boş zamanın-
da büyük bir artışa yol açacaktır. Bunun üzücü olan yanı, bu in-
sanların, yeni kazandıkları boş zamanlarında ne yapacaklannı
bilmemeleridir.