Çinli yazarların gözünden Hz. Peygamber Hz. Muhammed (sallallâhualeyhivesellem), kendi tarihî bağlamından kopuk, yalnızca dinî bir hadise değildi. Aksine o, Arap Yarımadası’nın yüzyıllardır kendi kendine sorduğu büyük soruya verilmiş kaçınılmaz cevaptı: Çölün eşiğinde, tarihin kenarında yaşayan dağınık bir toplum, dar sınırlarını nasıl aşarak evrensel bir medeniyet kurabilir? Mekke’de yetim olarak dünyaya gelen; asabiyetin, intikam kültürünün ve put ticaretinin hüküm sürdüğü bir toplumda yetişen bu insan, sıradan bir ahlâk ıslahatçısı değildi. O, kan bağının yerine anlam bağını; kabile sadakatinin yerine ilkeye bağlılığı koyarak insan kimliğini kökünden yeniden inşa eden büyük bir kurucuydu. Çinli yazar Liu Bingwen’in bu siyer okumalarında gördüğü şey de tam olarak budur. O, Hz. Peygamber’in hayatına ne Batı’nın İslam’a dönük tarihî kompleksleriyle ne de Müslümanın kendi Peygamber’i karşısındaki savunmacı hassasiyetiyle yaklaşır. Bilakis kendi kurucularını okumayı çok iyi bilen kadim bir medeniyetin bakışıyla yaklaşır. Bu okumayı farklı kılan taraf, Hz. Peygamber’i köklü bir Çin düşünce çerçevesi içinde ele almasıdır: bilge hükümdar, amelî filozof, düşünceyle eylemi; ahlâkla siyaseti birbirinden ayırmayan insan… Tam da bu çerçevede Hz. Muhammed (sallallâhualeyhivesellem), Çin zihninde tanıdık bir şahsiyet hâline gelir. Çünkü o, Batı’nın ısrarla birbirinden ayırdığı şeyleri kendi şahsında birleştirmiştir: peygamberlik ile liderliği, ruh ile devleti, iç hakikatle toplumsal hareketi… Burada vahiy, yalnızca teolojik bir tartışma konusu değildir; bütün bir ümmetin ortak bilincini yeniden şekillendiren merkezî hadisedir. Bu gerçek tek başına, onu insanlık tarihinin en büyük medeniyet kurucuları arasına yerleştirmeye yeter. Metnin temel iddiası şudur: İslam ne sadece
Hz Alinin duası Özlem Koyun Özlem Koyun "Nerede senin kılıcın?" "Benim kılıcım sözlerimdir. Taşla vurana aşkla vurmak lazım, kılıçla değil." Böyle Göçtü Zerdüşt Farhad Kishvery Özlem Koyun Özlem Koyun İbni Mülcemin elinde batılın hançeri vardı sordular ey mülcem senin hakikatin ve hedefin nedir cevap verdi cevap verince küfede yaptırdığı acem hançeri elinden düştü pantolonun kuşağı çözüldü hançeri ne zaman eline alsa elinden kayıyordu kimi insan böyleydi duası kabul edilmiyor  eline gül alsa o gül niyeti bozuk insanın elinde kendini taşa çeviriyordu pantolunu düzelten ibni mülcem alnını sildi düşen pantolonu son anda tutmuş ve gafil ceberrut şunu diyordu elindeki hançeri sivrilterek ebu ziya son anda kurtulduk halkın önünde rezil olmaktan ebu ziya peki kimin önünde rezil olduğunu hiç düşündünmü diye sordu Hz Ali ise Necefte oğlu Hz Hasan ve Hz Hüseyin iki peygamber çiçeği ile Necefte namaza durmuş cemaatin lider ve imamı olarak onlara namaz kıldırıyordu Allah kabul etsin ey efendi babam dedi Hz Alinin başında rengini yeşil kubbeden alan yeşil bir sarık vardı evladım dedi sözün hak kılıcın doğruluk ise savaşı kazanırsın sana taşla vurana sen aşkla vur diyerek Necef halkına savaş için değil aşk için dua edelim diyerek ey Rabbim duasına başladı seferlerin yolunu senden uzaklaştırma kılıcımızı sözümüzü batılı karşısında keskin eyle ey Rabbimiz ibretler veren sabırla yol gösteren sensin  hamd olsun Zaman nasıl kullanılır Zamanını boşa geçirmiş olmanın pişmanlığından daha büyük bir pişmanlık yoktur. Decameron Giovanni Boccaccio Özlem Koyun Özlem Koyun Pişmanlıktan ve boşa geçen zamanın şerrinden Cenabı Hakka sığınırım diyen Hz Alinin duasına necef halkı hep birlikte amin dedi Cenabı Haktan cihad ve kıyam ile geçen kahraman efendimiz SAV in ömrü gibi zaman dilerim diyen Hz
Din
Reklam
"Eşek alim olmaz gitmekle Mekke'ye, herif insan olmaz doğmakla köklü aileye." Seyyidlik, şeriflik, peygamber soyundan olmak veya bir mollanın (âlim/hoca) çocuğu olmak insanı otomatik olarak iyi, ahlaklı ya da büyük bir âlim yapmaz. Tarihte "Aksi Durumların" Örnekleri Tarih, peygamberlerin veya büyük âlimlerin soyundan gelip de doğru yoldan sapan, hatta inkârcı olan insanlarla doludur. İşte en bilinen çarpıcı örnekler: 1. Hz. Nuh’un Oğlu (Kenan / Yam) Bunun en net örneği Kur'an-ı Kerim'de geçer. Hz. Nuh, insanlığı büyük tufana karşı uyarırken oğlu ona inanmamış ve gemiye binmeyi reddetmiştir. Hz. Nuh, "O benim ailemdendir" diyerek dua ettiğinde, Allah-u Teâlâ: "Ey Nuh! O kesinlikle senin ailenden (ehlinden) değildir. Çünkü onun yaptığı amel salih değildir" (Hûd Suresi, 46) buyurmuştur. Peygamber oğlu olmak bile onu kurtarmamıştır. 2. Hz. İbrahim’in Babası (veya Amcası) Azer Ulu'l-azm (en büyük) peygamberlerden biri olan Hz. İbrahim'in babası Azer, sadece bir inkârcı değil, aynı zamanda put yapıp satan biriydi. Soy ve aile bağının imana ve ilme etki etmediğinin en büyük kanıtlarındandır. 3. Hz. Muhammed'in Amcaları (Ebû Leheb ve Ebû Talib) Peygamberimizle aynı soydan, Haşimoğulları boyundan gelen öz amcası Ebû Leheb, İslam'ın ve Hz. Muhammed'in en büyük düşmanlarından biri oldu. Adına lanet okunan bir sure (Tebbet Suresi) indirildi. Diğer amcası Ebû Talib ise yeğenini çok sevip korumasına rağmen, Mekke aristokrasisinin "atalar dini" baskısı yüzünden son nefesine kadar İslam'ı kabul etmedi. 4. Şerif ve Seyyid Unvanlarını Kullanan Siyasi Figürler İslam tarihinde (özellikle Emeviler, Abbasiler, Fatımiler ve sonraki beylikler/devletler döneminde) peygamber soyundan geldiğini iddia ederek veya gerçekten gelerek bunu bir siyasi güç ve sömürü
Din
#𝙇𝙊𝙆𝙈𝘼𝙉_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 💥Biz Lokmân’a hikmet verdik ve: “Allah’a şükret!” buyurduk. Kim şükrederse kendi iyiliği için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah kesinlikle hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü hamde, övgüye lâyık olan da O’dur. 12 Lokmân oğluna nasihat ederek dedi ki: “Evlâdım! Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk, gerçekten çok büyük bir zulümdür!” 13 #Tefsir: 📖 📖 Lokmân (a.s.)’ın peygamber olup olmadığı tartışılsa da büyük bir velî ve hakîmlerin pîri olduğu kesindir. Bu sebeple “Lokmân Hakîm” lâkabıyla meşhurdur. Cenâb-ı Hak kendisine “hikmet” vermiştir. Allah Teâlâ, Lokmân (a.s.)’ı numûne göstererek, bir babanın evlâdına nasıl örnek olması ve onları nasıl bir İslâmî terbiye ile yetiştirmesi lâzım geldiğini beyân eder. Hikmet; insanın nazarî ilimleri en güzel şekilde öğrenip onların gereklerini yerine getirmesi, böylece üstün ve güzel fiilleri, gücü nispetinde meleke kazanarak kemale erdirmesidir. Hikmet; illet ve sebeplerini bilerek, gâyeye ulaştıracak şekilde ameli ilme, ilmi amele uydurmaktır. Hikmet; gerçek Hakîm olan Allah Teâlâ’nın hükmüne boyun eğmek, nefsin istediğine değil de Hakk’ın istediğine uymak, nefsi tanıyıp dizginlerini ele alarak ölçülü davranmak ve hükmüne karşı koymanın imkânsız olduğunu bildiğimiz Allah’a karşı asla isyan etmemektir. Bu sebeple âyet-i kerîmede: “Kime hikmet verilmişse, ona gerçekten pek çok hayır verilmiştir” (Bakara 2/269) buyrulur. Lokmân Hakîm’e verilen hikmetlerden bir misâl şöyledir: Bir gün Dâvûd (a.s.), Lokmân Hakîm’den bir koyun kesip en iyi yerinden iki parça getirmesini istedi. Lokmân Hakîm de ona, kestiği hayvanın dilini ve yüreğini getirdi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra Hz. Dâvûd, bu defâ hayvanın en kötü yerinden iki parça et getirmesini taleb etti. Lokmân Hakîm, yine koyunun
Bıçağın Gölgesinde Değil, Teslimiyetin Işığında: Kurbanın Unutulan Hakikati Bayram sabahları vardır… Gökyüzünün henüz tam uyanmadığı, minarelerden yükselen tekbirlerin şehri ince bir dua gibi sardığı o vakitler… Sokaklarda telaş dolaşır; avlularda ayak sesleri, ellerde ipler, gözlerde alışılmış bir bayram hazırlığı… Fakat bütün bu manzaranın içinde çoğu zaman görünmeyen bir hakikat sessizce bekler: Kurban, sanıldığı gibi yalnızca kesilen bir can değil; insanın kendi nefsini Rabbinin huzurunda eğmesidir. Ne acıdır ki çağımız, kurbanın ruhunu unutup sadece görüntüsünü konuşur oldu. Kimi onu bir gelenek sandı, kimi bir et paylaşımı… Kimi gösterişe dönüştürdü ibadeti; kurbanın hikmetini değil, kilosunu hesap etti. Oysa kurbanın özü terazilerde değil, kalpte tartılır. Çünkü kurban, Hz. İbrahim’in yüreğinde başlayan büyük teslimiyetin adıdır. Bir babanın, evladını değil; Rabbine olan bağlılığını ortaya koyduğu ilahi bir imtihan… Ve Hz. İsmail’in dudaklarında sabra dönüşen o sarsılmaz tevekkül… İşte kurban, bıçağın çeliğinde değil; baba ile oğul arasında göğe yükselen o sadakat nefesindedir. İnsan çoğu zaman yanılır: Allah’ın kana ihtiyaç duyduğunu sanır. Hâlbuki gökleri direksiz yükselten Rab, ne ete muhtaçtır ne de kana… O’na ulaşan yalnızca insanın niyetidir; titreyen kalbi, samimi teslimiyeti ve içindeki arınma arzusu… Bu yüzden kurban, bir hayvanın toprağa düşüşünden çok, insanın kibirden düşüşüdür. Bir lokmayı paylaşırken cimriliğin parçalanmasıdır. Bir yoksulun kapısını çalarken merhametin ete kemiğe bürünmesidir. Bayram günü dağıtılan etler yalnızca sofraları doyurmaz aslında… Kimsesizliğe terk edilmiş gönülleri de doyurur. Unutulmuş insanların kalbine “Sen de bu ümmetin bir parçasısın” diye dokunur. Çünkü kurban, insanın insana uzattığı en sessiz kardeşlik
Din
Çektiklerimiz ektiklerimizdir Kendindendir çektiklerin, Gölgeden değil. Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin ? Ne ektin de ektiğini biçmedin ? Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar , Sonra da çocuğun gibi gelip eteğinden tutar . Mevlana Hiç Yoktan İyidir Murat Kaplan EYLÜL EYLÜL Celaleddin emmi konya halkının değerli eşraf ve zanaatkârlarındandı elinden Mevlananın mesnevi kitabını düşürmezdi hatta ilk kızına Mevlanaya saygısından öturü mesnevi ismini vermişti mesnevi şimdi 30 yaşındaydı ve baba Celalledin eşi esma hatuna bakar bakar doyamazdı hatta o güzel hatunun yüzüne baktıkça dalgınlığa kapılır yusuf yüzlülere bakanın nasibi zaten bu değilmiydi ya elini kesmek yada sevdiğinin ismini bir hançer ile yüreğine işlemek celaleddin bey dedi o gül yüzlü esma hatun çektiklerimiz kendi elimizle yaptıklarımızdan dolayıdır ne yaparsak mutlaka bize dönecektir dedi İslam tevhid dini ve müjdeli bir bahar olsada Celaleddin emmi daha islamla tanışmadan önce sevgiye teslim etmemişti kendini dibini görmediği sularda boğulmadan yüzmeye çalışıyordu Ne yaptı biliyormusunuz hanımı gebe iken bir bahçeye izinsiz girdi sonunu bilmeden bahçe sahibinden izin almadan sevgiye ermeden güller derdi eee bahçe sahibi izin verirmi Celaleddin emminin bastığı dal kırılınca kendisini bir hastaneye kaldırdılar islam dini tevhid dini idi sükut edeni depremler düşüşler ile ikaz ediyordu Celaleddin beyde uyarılmış ikaz edilmiş esma hatunun çektiklerin ektiklerindir sözündeki hikmeti anlamıştı Nimet kıymetini bilmekle güzelleşir Şu lafı duyduğumdan beri iyi değilim🤦 Sevilen kız güzelleşir,sevilmeyen kız komikleşir Kendineaitbiri7 Kendineaitbiri7 Muhsin dayı etkileyici kıraat ve üslubu ile Kuraan okuduğu vakit Kuraana hayran bırakırdı inanmayanlar dahi hafız Muhsin dayının sesi ile Kuraana
Edebiyat
Reklam
Reklam