Livaneli'yi çok sevmeme rağmen tereddütle başladım bu kitabına, fakat bitirebilmek için uykusuz kaldım sonunda. Kitabın öyle değişik bir havası vardı ki çeviri bir macera kitabı okuyormuş gibi hissettim sürekli. Bunun sebebi romanda bir kişi dışında(Lara) isimlerin kullanılmamış olması olabilir.
Bir ada üzerinde, ütopya olarak başlayıp distopyaya dönüşen bir hikaye kurgulanmış. En önemli yanı ise evrensel ve zamansız sorunlara eleştiride bulunmuş olması bence. Politika, iyilik/kötülük, doğa/insan, ekolojik denge romanın temel kavramları.
Üzerinde uzun uzun yazmaya ve düşünmeye değer bir roman. Hakettiği ilgiyi görebildi mi bilemiyorum fakat benim bir süre aklımdan çıkmayacak gibi.