Puan vermedi·376 syf.··
2026 350. kitabı
Amin Maalouf, Afrikalı Leo (*Léon l'Africain*) adlı bu muazzam tarihi ve biyografik romanında, 15. ve 16. yüzyılın dönümünde, Endülüs'ün çöküşünden Osmanlı'nın Kahire'yi fethine kadar uzanan çalkantılı bir çağda yaşamış ünlü gezgin ve coğrafyacı Hasan bin Muhammed el-Vezzan'ın (tarihte bilinen adıyla Leo Africanus) sıra dışı yaşam öyküsünü konu alır. Yazar; Granada’da (Gırnata) doğan, Müslümanların İber Yarımadası'ndan sürülmesiyle Fez'e göç eden, ardından diplomatik görevlerle Akdeniz'i, Sahra Çölü'nü ve İstanbul'u aşarak korsanlar tarafından kaçırılıp Papa'ya esir olarak sunulan bu dünya vatandaşının hikayesini anlatırken; Doğu ile Batı, İslam ile Hristiyanlık dünyası arasındaki hem kanlı çatışmaları hem de kültürel geçişkenlikleri, dinlerin ve imparatorlukların yükseliş ve çöküşlerini, Akdeniz havzasının zengin ve kozmopolit yapısını, Maalouf'a özgü derin bir tarihsel vizyon, lirik bir anlatım, yüksek bir empati duygusu ve masalsı ama bir o kadar da gerçekçi bir edebi dille işler.
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,3bin okunma
Puan vermedi·293 syf.··
2026 330. kitabı
Joanne Greenberg (Hannah Green takma adıyla), Sana Gül Bahçesi Vadetmedim (I Never Promised You a Rose Garden) adlı bu kült, otobiyografik ve psikolojik romanında, henüz on altı yaşındayken şizofreni teşhisi konulan Deborah Blau adlı genç bir kızın, zihniyetinin derinliklerinde yarattığı hayali ve acımasız Yr krallığı ile gerçek dünya arasında sıkışıp kalmasını konu alır. Yazar; Deborah'nın ailesi tarafından yatırıldığı akıl hastanesinde, sıra dışı ve sabırlı bir hekim olan Dr. Fried ile birlikte yürüttüğü zorlu tedavi ve iyileşme sürecini anlatırken; akıl sağlığı ve hastalık arasındaki ince çizgiyi, toplumsal normların ağırlığını, insanın kendi iç dünyasındaki canavarlarla yüzleşmesini ve gerçekliğin tüm acımasızlığına rağmen yaşama tutunma çabasını, sarsıcı, derinlemesine gözlemci, empati dolu ve insan psikolojisini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren edebi bir dille işler.
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·136 syf.··
2026 57. kitabı
Karamanlılar; Anadolu'ya (10000) on bin oba (çadır) olarak geldiklerinde başkanları Sadeddin Bey'di. (12. yy. sonları, 13. yy. başları) Yazları Sivas yöresine gelip, kışları da İran taraflarına giderek konar-göçer bir yaşantı sürdürüyorlardı.Sadeddin Bey ölünce, yerine oğlu Nureddin'i Bey seçtiler. Nureddin Bey ilk olarak Ermeniler elinde olan Ereğli Kalesini aldı. Sonra Selçuklu sultanına asi olan Sivas beyi Hacı Bahadırın elinden Sivas kalesini de aldıktan sonra, bir de bağlılık mektubu yazıp kalenin anahtarını sultana göndererek bağlılığını bildirdi. Bundan çok memnun olan sultan; o sıralar Ermenek ve Mut yöresinde yaşayan Türk obalarının kalelerdeki Ermenilerden şikâyet etmeleri üzerine Nureddin Bey'e bir mektup yazıp, asker çekip buralara gelmesini, kaleleri Ermenilerden almasını, alabildiği kaleleri kendisine vereceğini bildirdi. Nureddin Bey, sultanın emrine uyarak askerlerini toplayıp 1227 yılı sonlarında Ermenek yakınında Kamış Yaylasına kondu.
Karamanoğlu Atası Nûre SofîŞerafettin Güç · Berikan Yayınları · 20162 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 56. kitabı
Sanıyorlar kafa kesmekle, beyin ezmekle, Fikr-i hürriyet ölür: Hey gidi şaşkın! Daha kuvvetleniyor kanla sulanmış toprak: Ekilen gövdelerin hepsi, yarın fışkıracak! "...Yaz sıcağında susuzluktan çatlamış, verimsiz sarı toprakların alabildiğine uzandığı bozkırlarda, tozu dumana katan ordular, ok gibi tek bir hedefe yönelmişti. Osmanlı Padişahı 2.Murat'ın beklediği fetvanın çıkması üzerine Karamanlı ülkesine, hevesle atlarını sürüyorlardı. Karamanlıların; Hıristiyan ya da Müslüman ayrımı yapılmadan ırzlarına geçilecek, malları yağmalanacak, beylerinin zengin hazineleri, haremleri ganimet olarak paylaşılacaktı. Asker, ganimet hayaliyle Karamanlı ülkesini baştan sona yakmış yıkmış, taş üstünde taş bırakmamıştı. Kesik başlardan, bozkırı kana bulayan cansız gövdeler kalmıştı. Ve onları, bekleyen akbabaların çığlıkları uçsuz bucaksız ovada, yankılanıyordu..." Karamanoğlu Hanedan Ailesi'nin reislerinden Nure Sofi, gördüğü rüyanın etkisinden uzun süre kurtulamamıştı. Anadolu ile Akdeniz'de hüküm süren Karamanlı Devleti'nin yaşayan temsilcilerinden Nure Sofi ile diğer Anadolu beyleri, geçmişten günümüze ulaşan güçlü rakipleriyle devam eden ticari ve sosyal savaşları kazanabilecekler mi? Varlıklarının kaynağı; "Töreleri" onları, sonsuza kadar yaşatmaya yetecek mi? Nure Sofi'nin ve diğer Anadolu beylerinin etrafında gelişen aşk, ihanet ve güç odaklı olaylar zincirini bir nefeste okuyacak; kendinizden çok şeyler bulacaksınız.
Karamanoğlu Beyi Nure SofiNurten Ertul · Gözlük Yayınları · 20182 okunma
1/10
·208 syf.··
2026 77. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:33
Okuduğum en boş kitap. Lüzumsuz bilgiler kitabı bile bunun yanında daha faydalıdır. Yüz tane 2 ser sayfalık bölümler halinde yazmış her bölümün 1 sayfası direkt alıntı diğer sayfada ise yine kendi fikri hikayelestirilmis alıntı veya genel geçer boş cümleler var. Yahu hiç mi fikrin yok be adam. Kağıt israfı resmen.
Kur'an- ı Kerim'e ve Diğer Kutsal Kitaplara Göre Çekim YasasıGazanfer Sanlıtop · Butik Yayınları · 200889 okunma
9/10
·126 syf.··
2026 4. kitabı
"Genç Werther'in Acıları bana yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmadı. Aksine, insanın kendi içinde verdiği savaşları, yalnızlığını ve özlemlerini gösterdi. Werther'in yaşadığı şey bana karşılıksız aşktan çok, kendi duygularının ağırlığı altında ezilmesi gibi geldi. Sevdiği kişiyi gördüğünde bile mutlu olmaktan çok, ona ulaşamamanın verdiği acıyı yaşıyor. Toplumun kuralları, insanların beklentileri ve kendi iç çatışmaları arasında sıkışıp kalıyor. Bu yüzden kitap bana bir aşk romanından ziyade, insanın içindeki boşluğu sevgiyle doldurmaya çalışmasının ve bunu başaramadığında nasıl yavaş yavaş tükenebileceğinin hikâyesi gibi hissettirdi. Werther'i mahveden şey yalnızca aşk değil, onun yalnızlığı, hassaslığı ve kendi düşüncelerinin içinde kaybolmasıydı." "Bir başkasının onu nasıl sevebildiğini, sevmeye nasıl hakkı olduğunu bazen anlamıyorum; çünkü onu yalnızca ben o kadar yürekten ve o kadar fazla seviyorum ki, ondan başka ne bir şey tanıyor, ne bir şey biliyorum; ondan başka da bir şeyim yok zaten!"
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,1bin okunma