Puan vermedi
Mukaddes ilk bakışta bir aşk hikâyesi anlatıyormuş gibi görünse de, sayfalar ilerledikçe bunun çok daha derin bir anlatı olduğunu fark ediyorsunuz. Yazar, aşkı yalnızca iki insan arasındaki duygusal bağ olarak ele almıyor; sevginin insanı nasıl değiştirdiğini, olgunlaştırdığını ve bazen sessizce yeniden inşa ettiğini anlatıyor. Romanın merkezinde Şerif ve Mukaddes var. Fakat asıl mesele onların birbirlerini sevmesi değil; o sevginin onları nasıl dönüştürdüğü... Güven, fedakârlık, sabır ve insanın kendi vicdanıyla hesaplaşması satır aralarında öylesine doğal işlenmiş ki, okurken kendinizi olayların değil, karakterlerin ruhunda dolaşırken buluyorsunuz. Adil Yakubov'un kaleminde beni en çok etkileyen şey ise gösterişten uzak anlatımı oldu. Büyük cümlelere, yapay dramatik sahnelere ihtiyaç duymadan okurun kalbine dokunmayı başarıyor. Karakterler kusursuz insanlar değil; tıpkı hayatın içinden çıkıp gelmiş gibiler. Belki de bu yüzden yaşadıkları her duygu inandırıcı, her kırgınlık tanıdık geliyor. Mukaddes karakteri ise romanın en güçlü yanı. O, yalnızca sevilen bir kadın değil; onuru, vakarı ve yaşadığı zorluklar karşısındaki sessiz direnciyle hafızada yer eden bir karakter. Şerif'in değişimi de onun varlığıyla anlam kazanıyor. Böylece roman, tek taraflı bir aşk hikâyesi olmaktan çıkıp, birbirini büyüten iki insanın yolculuğuna dönüşüyor. Romanın bir başka dikkat çekici yönü de Sovyet dönemi Özbek toplumunu arka planda başarıyla hissettirmesi. Gelenekler, aile bağları ve toplumun birey üzerindeki etkisi, hikâyenin içine ustalıkla işlenmiş. Yazar bunları göze sokmadan, anlatının doğal bir parçası hâline getiriyor. Kısacık bir roman olmasına rağmen taşıdığı duygu son derece büyük. Sayfa sayısı az ama etkisi uzun sürüyor. Kitabı kapattığınızda yalnızca Şerif ile Mukaddes'i
MukaddesAdil Yakubov · İleri Yayınları · 2000140 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 6. kitabı
Bu kitabı elime aldığımda sadece bir okur değildim. Serap Kurşun Kanmaz'ın dostuydum. Kitabın hazırlık sürecinde birlikte çalıştık, uzun sohbetler yaptık, satır satır üzerinden geçtik. Kitapta yer alan röportajı da bu sohbetlerin bir parçası olarak gerçekleştirdik. Günler boyunca konuştuk. Kimi zaman yeni yazdığı bir aforizmayı heyecanla paylaştı, kimi zaman tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı. Ama ne anlatırsa anlatsın, konuşmalarımızın merkezinde hep yaşam vardı.Aslında Serap'ın bana en çok öğrettiği şey de buydu.O, hastalığından bahsettiğinde bile hastalığı konuşmazdı. Yaşamı konuşurdu. Tedavi süreçlerinin ağırlığını, hastane odalarının yalnızlığını, belirsizlikleri elbette inkâr etmiyordu. Ancak bütün bunların içinde hâlâ umut edecek bir şey bulabiliyor, yarınlara dair heyecan duyabiliyor, yazmaya devam edebiliyordu. Belki de bu yüzden kitabın ilk sayfalarından itibaren hissedilen duygu acı değil; yaşama tutkusu oluyor. Bazen bir aforizmada, bazen bir günlük sayfasında, bazen de içten bir itirafta Serap'ın sesini duyuyorsunuz. O sesi bugün hâlâ duyabiliyorum. Çünkü bu kitapta yalnızca kelimeler yok; onun cesareti, mizahı, sevgisi ve yaşama bağlılığı var. Ne yazık ki kitap tamamlandıktan sonra Serap'ı kaybettik.Bu cümleyi yazmak hâlâ kolay değil.Çünkü bazı insanlar aramızdan ayrılsa da hayatımızdaki yerleri değişmiyor. Serap da benim için öyle biri. Dostluğu, zarafeti, insanlara dokunma biçimi ve her şeye rağmen koruduğu yaşam sevinciyle hep hatırlayacağım bir insan.Bugün Serap Gibi'yi okurken satırların arasında yalnızca bir yazarın değil, çok kıymetli bir insanın izlerini görüyorum. Onunla yaptığımız sohbetleri, geleceğe dair planlarını, yazmak istediği yeni kitapları ve gözlerindeki o bitmeyen yaşam enerjisini hatırlıyorum. Bu yüzden bu kitap benim için sadece
Serap GibiSerap Kurşun Kanmaz · Doğan Solibri Yayınları · 20252 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Spoiler içerir
7/10
·280 syf.··
2026 3. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:35
Gençliğiyle ve güzelliğiyle dikkat çeken Dorian, ressam arkadaşı Basil'in modelliğini yapmaktadır. Basil, onu Henry ile tanıştırdıktan sonra Dorian'ın hayata karşı bakışı değişir. Henry'nin verdiği bir kitaptan çok etkilenir. Sadece hayattan zevk almanın peşine düşer. Sibly'nin intiharından sonra Basil'in çizdiği portresine yaptığı iyilik ve kötülüklerin yansıdığını fark eder. Çünkü Sibly'nin intiharına onun sebep olması tablodaki o çok güzel yüzü çirkinleştirmiştir. Portresi çizilirken ettiği dua gerçekleşmiştir. "Keşke hep bu tablodaki gibi kalsam!" Seneler boyunca yaptığı kötülükler tabloya yansır ancak Dorianda ne bir çirkinlik ne de bir yaşlanma belirtisi vardır. Tablosunu yaptığı için Basil'i suçlayan Dorian, bir gün onu öldürür. Sibly'nin abisinin onu öldürmek için peşine düşmesiyle işler daha çok sarpa sarar. Adamdan kurtulsa da günahlarının yüklerini taşıyamaz hale gelir. Tabloyu yok etmeye karar verir. Tabloya sapladığı bıçak adeta büyüyü bozar. Bıçak Dorian'a saplanmış olur, o an oracıkta ölür ve tablodaki tüm çirkinlik kendi vücuduna sirayet eder. Tanınamaz bir hale gelir. Onu öldüğü yerde bulanlar bile üzerinde eşyalar sayesinde tanırlar. Kitaptan beklentim biraz farklıydı o yüzden bazı noktalarda çok şaşırdım bazen de çok sinirlendim. Sanırım ben Dorian'ı ahlaki olarak daha farklı bir boyutta canlandırmıştım gözümde. Okurken bazı cümleleri sosyolojik bir tespit içerdiği kanısıyla tekrar tekrar okuyup düşündüm, bu açıdan zevkliydi. Ancak bazı konuşmaları okurken çok zorlandım. Nedense hep dış görünüşün yanılgısına kapılıyoruz. Güzel biri kötü olamazmış, yakışıklı bir adamın yaptıkları aklanabilirmiş gibi. Uzun süre önce tanıştığımız birini tanıdığımızı sanmak gibi. Özellikle üst sınıf olarak adlandırılan kesimin bencillikleri, hayatlarını
1000Kitap
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,3bin okunma
İkinci adam
Puan vermedi·568 syf.··
2026 10. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:35
İkinci Adam: İsmet İnönü Türkiye siyasi tarihinde gerek kendi döneminde ve gerek günümüzde belki de en az anlaşılmış siyasi figürüdür. Aynı zamanda en çok haksızlığa uğrayan kişidir. Hakaretlere uğramış, linç edilmeye çalışılmış, yolları kesilmiş, taşlanmış, başı kırılmış, yerlere serilmiş, partisinin mallarına el konulmuş, partisi kapatılmaya çalışılmış, suikaste uğramış, hatta ömrü savaş alanlarında geçtiği halde asker kaçağı olduğu bile söylenmiş... Kısacası gerek savaş meydanlarında gerek iktidardayken özellikle de muhalefetteyken baya mihnetler çekmiştir. Oysa ülkenin kurtarılmasında, kuruluşunda, modernleşmesinde ve ekonomisinde belki de en fazla harcı olan kişidir. Elbette ki kurtuluşta ve kuruluşta bir çok kişinin inkar edilemez payı vardır. Büyük emekleri vardır. Hele Mustafa Kemal Atatürk bu işin başlatıcısı, öncüsü ve lideridir. Ama kuruluştan sonra Atatürk artık liderdir. Fikirler üretir ve talimatlar verir. Ama İsmet İnönü ise bizzat icracı ve uygulayıcıdır. Sahanın ortasındadır. İnkılapların uygulanması ekonomi ve sanayinin oluşturulmasında büyük emekleri vardır. Hele demir yollarındadaki başarılarda en büyük pay onundur. Zaten kitapta da altı çizilmiştir. Üstelik Atatürk'ü eleştiremeyenler bütün okları ona yöneltmiştir. Hele Atatürk'ün ölümünden sonra bütün yük onun omuzlarındadır. O bir tarihi ve siyasi karakterdir. Ama her şeyden önce elbette ki o bir insandır. Ve bir insan olarak doğru ve yanlışları olmuştur. Başarıları ve başarısızlıkları olmuştur. Bu doğru ve yanlışlar teraziye konulur ve değerlendirilir. Ki bence terazinin doğrular ve başarılar kefesi yanlışlar ve hatalar kefesine büyük farkla ağır basar. Bizde ise tarihi ve siyasi kişiler ya göklere çıkarılır ya da yerin dibine batırılır. Ortası yoktur. Çünkü mantık ile değil, duygu ile hareket
İkinci Adam Cilt: 3Şevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitabevi · 1988439 okunma
Okurken Hüzünden İçimin Burkulduğu Bir Şaheser: Piyâle
8/10
·88 syf.··
2026 64. kitabı
Ahmet Haşim’in 1926 yılında yayımlanan ikinci ve en olgun şiir kitabı Piyâle, dürüst olmak gerekirse beni okurken derin bir hayranlık, edebi bir büyülenme ama aynı zamanda tarifsiz bir hüzün içinde bırakan muazzam bir başyapıt oldu. "Edebiyatı ideolojinin değil, estetiğin emrine vermek" ilkesiyle hareket eden Haşim'in bu ölümsüz eserinde, şairin yalnızlığı ve mısralara sinen o yoğun melankoli beni derinden üzdü, okurken resmen içim burkuldu. Kitabın girişinde yer alan ve şairin şiir felsefesini özetleyen "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" makalesi ile Yakup Kadri’nin sunuş yazısı, bizi bu efsunlu dünyaya hazırlayan harika birer kılavuz niteliği taşıyor. Türk edebiyatının hafızasına kazınan, ritmiyle insanı uzaklara götüren meşhur "Merdiven" ve şairin hayal zenginliğini yansıtan "Şi'r-i Kamer" serisi gibi kültleşmiş şiirlerin yer aldığı bu eserde, parnasizmin biçimsel kusursuzluğu ile sembolizmin anlam kapalılığı dâhice birleşiyor. Her bir dizede ilmek ilmek işlenen ağır ve alaturka kelimeler, günümüz okuru için ilk başta göz korkutucu görünse de benim için kelimelerin ötesinde, insanın ruhuna dolan saf bir estetik ziyafete dönüştü. Hakkını vererek okumak ve o gizemli dünyanın tadına varmak için her dizede arkadaki küçük sözlüğe bakmak gerekse bile, o kapalı anlatımın ardındaki saklı hazineyi keşfetmenin hazzı her sayfa başında misliyle yaşanıyor. Haşim; dış dünyayı olduğu gibi değil, kendi ruh prizmasından geçirerek akşamın kızıllığı, suların sararması, sonbaharın hüznü ve yalnızlık gibi temalarla insanın içine işleyen muazzam bir atmosfer inşa ediyor. Zamanında bu mistik mısralar yüzünden acımasızca eleştirilen şairin, aradan geçen yüz yıla rağmen neden hâlâ Türk şiirinin mihenk taşlarından biri olarak dimdik ayakta kaldığını bu eserde çok daha derinden
Şiir
PiyâleAhmet Haşim · Yapı Kredi Yayınları · 2023763 okunma
Önermem
Puan vermedi·276 syf.··
2026 15. kitabı
Çok büyük hevesle okuduğum, fakat hiç beğenmediğim bir kitap, ha açılacak ha hızlanacak derken kitap bitti. Maalesef hiç beğenmedim, Grange veya Ahmet Ümit'i çok net tercih ederim. Gerilim sahnelerine lafım yok, gayet ürpertici fakat konu oturmamış, yazarın başka herhangi bir kitabını okumadım. Çok büyük hayal kırıklığı... Cerrah
CerrahTess Gerritsen · Doğan Kitap · 201217,2bin okunma