Bismillah ❤️ Hiç kimsenin başkasının hayatına karışma hakkı yoktur; çünkü herkesin imtihanı kendine özeldir ve hesabını da yalnız kendisi verecektir. Ancak insan insana aynadır. Kırmadan, incitmeden, hakikati hatırlatmak karışmak değildir; imandır, emr-i bi’l-ma’ruftur, sorumluluktur, merhamettir. İmandır; zira bir kalbin karanlığa düşmesine razı olmamak, müminin kalbine sığmaz. Emr-i bi’l-ma’ruftur; fakat bu emr-i bi’l-ma’ruf, haddi aşarak hükmetmek değil, gönül kazanarak Hakk’a davet etmektir. Sorumluluktur. “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız” sırrınca, susmak vebaldir. Merhamettir. Nitekim en güzel nasihat, yaşayan bir hâl ile verilendir; sözden önce ahlâk konuşmalıdır. ___ /Güven Taşdemir
Edebiyat
"Sükutun Sesi" ve cehaletin küstahlığı...
Argoda kullanılan "ağzı olan konuşuyor" tabirinden pek hoşlanmam, amma öyle bir çağı idrak ediyoruz ki, kitabının kapağını bir ömür açmamış, mürekkep okkasını dahi eline almamış, bakkaldan satın aldığı icazet ile makam-mevki işgal etmiş, isminin sol tarafında yer alan kısaltılmış harflerden ibaret ünvan ve rütbelerle şahsiyet bulduğunu zanneden güruh amip gibi çoğalıp duruyor her mahfilde her mecrada...üstüne üstlük bir de, ömrünü ilim tahsiline hasretmiş, talebeliğini bir ömür sürdüren ilim, hikmet ve irfan ehline akıl vermeye, yol yordam göstermeye, nerden (ç)aldığı belli aforizmalarla felsefe öğretmeye kalkmazlar mı ? Hasbünallahü velnimel vekil... Bahse konu bu güruh, cehaletin en tehlikeli türevi olan "cehl-i mürekkep" (bilmediğini bilmeyen ve bilmediğini de din gibi savunan) hastalığının günümüzdeki canlı örneğidir, şimdi mevzubahis kelâmın arkasını getirmeye çalışalım: Cehaletin küstahlığı var ki....İsminin önüne dizdiği iki üç harflik ünvanı, ruhunun cüceliğini gizleyen bir zırh zannedenlerin en büyük trajedisi, "derinliği olmayan sığ sularda devasa gemiler yüzdürmeye çalışmalarıdır". Geçmişte ilim bir "haysiyet" ve "çile" işiyken, şimdilerde ne yazık ki bir "kartvizit" fetişizmine dönüştü. Ömrünü kütüphanelerin tozlu raflarında dirsek çürüterek geçirmiş, bir kelimenin iştikakı (kökeni) için uykusunu feda etmiş gerçek irfan ehli, edep ve mahviyetinden ötürü sesini yükseltmeye hicap ederken; bu "diplomalı amipler" meydanı boş bulmanın pervasızlığıyla en gür sesle bağırıyorlar. "Yarım Tabip Candan, Yarım Hoca Dinden Eder" Eskiler bu sözü boşa söylememiştir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tehlike tam olarak budur: "(Ç)alıntı aforizmalarla" felsefe kurduğunu sananlar, Sosyal medya mecralarında üç beş beğeni uğruna 'kadim hakikatleri meze edenler", İki kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı davranan kişi, avucunda ateş koru tutan kimse gibi olacaktır." (Tirmizi)
Hadîs-i Şerif
"İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kişi malını helalden mi yoksa haramdan mı kazandığına hiç aldırmayacak." (Buhari)
Hadîs-i Şerif
"İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, faiz yemeyen hiç kimse kalmayacak. Kişi faiz yemese bile ona tozu bulaşacak." (Ebû Dâvûd)
Hadîs-i Şerif
"Emanet zayi edildiği zaman kıyameti bekle!" "Ya Resulullah, onun zayi edilmesi nasıl olur?" diye sorulunca: "Görevi, ehli olmayana verildiği zaman kıyameti bekle!" buyurdu. (Buhari)
Hadîs-i Şerif