Cehennem Acı Çektiğimiz Yer Değil, Acı Çektiğimizi Kimsenin Bilmediği Yerdir", yalnızca bir söz değil, insanın içindeki sessiz çığlığın tarifidir. Hallac-ı Mansur'un hakikat arayışını anlatırken, insanın kendi yalnızlığıyla yüzleşmesine de ayna tutuyor. Bu kitapta beni etkileyen şey, cevaplar vermesinden çok sorular sordurması oldu. Çünkü insan bazen acının kendisinden değil, anlaşılmamaktan yorulur.
Kitap, hakikati dışarıda arayanlara değil, kendi içine bakma cesareti olanlara sesleniyor. Kimi bölümlerde dil ağırlaşsa da taşıdığı anlam, okuyucuyu düşünmeye zorluyor. Bitirdiğimde elimde sadece bir kitap kalmadı; insanın kendine karşı dürüst olmasının ne kadar zor olduğunu da yeniden fark ettim.
Hallac'ın sözleri bana şunu düşündürdü: En derin yaralarımızı herkes görseydi belki bu kadar yalnız hissetmezdik. Bu yüzden kitap, tasavvufi bir metinden çok, insan ruhunun sessiz taraflarına tutulmuş bir ışık gibi geliyor.
İyi okumalar dilerim...
i wish i could write you a melody so plain
that could hold you dear lady from going insane
that can ease you, cool you, and cease the pain
of your useless and pointless knowledge
GözStephen King · Altın Kitaplar · 20238,2bin okunma
gecen sene okumustum aniden tekrar okuyasim geldi gercekten cok seviyorum bu seriyi... ofis romantizmini konu alan en sevdigim seri olabilir sanirim
hyunsoo'yu cok seviyorum. youngchan'i da seviyorum ama... hayatimda hyunsoo kadar kediye benzeyen bir karakter okumadim soft spot benim icin biraz
Kitabı henüz bitirdim ve düşüncelerim tazeyken hızlıca yorumlamak istedim.
Öncelikle bu kitap Freida Mcfadden'dan okuduğum ikinci kitaptı ve okuduğum ilk kitabına göre (Sakın Yalan Söyleme) bu kitabı daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Bu kitabı kafamda daha az soru işaretiyle bitirdim ve sonlarında gerçekten de şaşırdığımı söyleyebilirim. Kafamdan her ihtimali geçirdiğime, herkesi şüpheli gördüğüme inanıyordum ama belli ki yanılmışım.
Yazarın kitapları genel olarak inanılmaz sürükleyici, yazım dili olarak oldukça basit ve kolay okunuyor olduğundan, üstelik kendini de merak ettirdiğinden bitirmem çok uzun sürmedi ve okuma sürecinden cidden keyif aldım. Dolayısıyla ters köşeli, hafif gerilimli bir kitap arayışındaysanız kesinlikle öneririm.
Spoiler olabilir!
Bir puan kırmamı sağlayan tek nokta Tom'un başta soyadı ile çalıştığı yeri farklı söylemesi ve bunun üzerinde bir daha hiç durmamamız, sebebini öğrenmememiz oldu. Bunun yanında Kevin mevzusunun da sırf yazılmak için yazılıp yazılmadığını düşünüyordum fakat son sayfada o mevzu da çözüldüğünden ve eksik kalmadığından memnun kaldım. Sonda Tom'un Daisy ile kaçmasını da açıkçası beklemiyordum. Bir ihtimal polisi aramışken hislerini görmezden gelip onu polise teslim eder diye düşünmüştüm. Ancak ikisinin de kaçıp gitmesine pek üzülmedim. Jake ile Sydney'in yeniden bir araya gelmesine sevindim, Jake'i kitap boyunca çok sevdim çünkü, zaten birbirlerini unutabilmiş de değillerdi.
Spoiler sonu!
Bence Sakın Yalan Söyleme kitabından çok daha güzeldi dediğim gibi, kitabın işleyişi öbür kitaba kıyasla kesinlikle daha iyi aklıma yattı. Elbette çok küçük yaştaki okurlara değil fakat belirli bir yaşın üzerindeki okurlara önerebileceğim bir kitap oldu, keyifli bir okumaydı.
Erkek ArkadaşFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,611 okunma
Türk'ün tarihi, dünyadaki herhangi bir milletin tarihine kıyasla iz sürülmesi oldukça meşakkatli bir süreç ihtiva eder. Tarih sahnesine çıkışından günümüze kadar olan süreç, pek tabii, tamamen yazılı ve kayıt altında değildir. Bu durum karşısında edebiyatçılar ve tarihçiler, mevcut kaynakları genel bir tablo çıkarmak için didik didik etmek zorundadırlar. Bu kaynaklardan en değerlileri arasında Dede Korkut Hikâyeleri büyük bir yer kaplar. Dede Korkut veyahut Korkut Ata; Türklerin Bayat boyuna mensup, 7. yüzyılda yaşadığına inanılan bir er kişidir. Türklerin ulularından; sözüne ve emrine hürmet ile riayet edilen birisidir. Günümüze 14 hikâyesi ulaşmıştır. Bu hikâyelerden Türk toplumunun yaşam tarzını, örf, âdet ve ananelerini öğreniyoruz.
Bu bilgiler ışığında Türklerin İslamiyet'i kabul süreçlerinde kendi töre ve âdetlerini, yeni benimsedikleri İslamiyet ile bir potada eritişlerine ve Türk-İslam sentezinin içerisinde muhafaza edilen Orta Asya - Türkistan kültürüne şahitlik ediyoruz. Değişik varyantlarıyla 14. yüzyıla kadar uzanan hikâyelerinde Korkut Ata, hikâyelerdeki deyimiyle "soy soylayan, boy boylayan" olarak olayları bize aktarır. O, yalnızca bir anlatıcı değil; soy ağacı söyleyen, hüküm veren ve toplumsal düzeni inşa eden bilge bir töre koyucudur. Millet hafızası olarak konumlanan Dedem Korkut; Türk tarihinin ve edebiyatının izinin sürüldüğü, Türk dilinin canlı bir şahididir. İşte bu konumuyla Dede Korkut, Türklerin sözlü ve yazılı kültürü arasında kurulan bağın en nadide örneğidir.
Dede Korkut'un üstlendiği misyon, Türklerin İslamiyet öncesi inanışları ile Tanrı bağının radikal bir kopuşla terk edilmediğini gösterir. Aksine bu köklü miras, İslamiyet'in potasında eriyerek tasavvufi unsurlar hâlinde varlığını sürdürmüştür. Dede Korkut Hikâyeleri; Orta Asya'dan
Gazetede gördüğü bir cinayet haberi ve haberin manşetindeki "Arka bahçelerinde cesetler çıkana dek herkes onların yaşlı, tatlı bir çift olduğunu sanıyordu" ibaresinden ilham alarak yazdığı bir Holly Gibney hikâyesi olan bu kitabında Stephen King, bizleri yine sürükleyici bir maceraya çağırıyor.
Kaçırıp öldürdükleri genç ve sağlıklı insanların iç organlarından ve özellikle beyinlerinden kendilerine ilaç ve yiyecek yapan iki yaşlı profesörün, akıllara durgunluk veren öyküsünü okurken modern bir yamyamlık hikâyesine tanıklık ediyoruz. Hikâyenin en trajik yanı ise tüm bu kötülükleri yapan iki yaşlı profesörün toplumda fazlasıyla saygı gören ve cemiyet hayatında önemli bir yeri olan öğretim üyeleri olması.
Covid 19 salgınının en yoğun yaşandığı zamanlarda geçen hikâyemizde covid salgınıyla ilgili olarak Holly'e söylettiği "tüm bunlar bittiğinde kimse gerçekten yaşandığına inanmayacak. İnanırlarsa da nasıl olduğunu anlamayacak." sözleriyle dile getirdiği öngörüsü ve Holly Gibney'in annesini bu virüs nedeniyle kaybetmesi, Holly'nin iş ortağı Pete'in de yine bu virüsle boğuşması nedeniyle tipik bir Covid dönemi romanı çerçevesi çiziyor King.
Bir diyalogda "Miss Amerika değil ama lisedeyken balo kraliçesi seçilmişti. Kimse onun başından aşağı bir kova dolusu kan falan da dökmedi" sözleriyle yaptığı Carrie White göndermesiyle King evrenine gizli bir selam verirken yakalıyoruz yine Kral'ı.
Stephen King romanlarının en sevdiğim yanlarından biri olan ve satır aralarına gizlenmiş kitap ve şarkı tavsiyelerini Holly'de de fazlasıyla görüyoruz. Bu yanıyla bile kendine münhasır bir yazar olan Stephen King'in en sevilen karakterlerinden biri olan Holly Gibney'i ölümsüzleştiren eseri "Holly", polisiye roman sevenlerin özellikle beğenecekleri bir yapıt.
HollyStephen King · Altın Kitaplar · 2024556 okunma