Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 106. kitabı
Her şey, yazarın babaannesine ait o eski balayı fotoğrafının sosyal medyada önüne düşmesiyle bir anda başlıyor. Fotoğrafın altındaki o korkunç linç bir kadını ölümünden sonra bile "hain mi, vatansever mi?" sarmalına sıkıştırırken, torunu da onun onurunu kurtarmak için geçmişin karanlık sularına atlıyor. Ama sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki dert sadece bir aileye iade-i itibar yapmak değil; tarihe karşı bir borç ödemek. Bireysel bir sızının böyle toplumsal bir boyuta taşınması öyle kıymetli ki. Osmanlı’nın unufak olan dünyasından Balkanlar’ın o sancılı tarihine uzanıyoruz uzanmasına ama rejimler değiştikçe halkın uğradığı o büyük bozumu izlemek gerçekten can acıtıcı. Yönetimler değişiyor, liderler tutuklanıyor, idama götürülüyor derken asıl büyük bozgun insanların ruhunda yaşanıyor. İşte tam bu kırılmada kitap bizi o ağır kavramla yüzleştiriyor: Haysiyetsizlik. Gelen her yeni güç, sadece koltukları ve mülkiyeti değil, asıl bireyin haysiyetini elinden almaya çalışıyor. Geçmişi kendi kibirlerine göre kurgulayıp insanları kolayca itibarsızlaştırıyorlar. Benim bu kitaptaki asıl büyük felsefi beklentim de tam olarak buydu: İnsanın en zor durumda bile o haysiyetini koruma mücadelesi... Kırılma anlarında sabırlı kalabilmek, öfkeye yenilmeden onurunu muhafaza edebilmek. Tıpkı Friedrich Schiller’in o zamansız öğretisindeki gibi: Yaptığın her eylemin bir bedeli olduğunu bilmek, o bedeli olgunlukla kabul etmek ve tüm zorluklarla saf bir ahlak gücüyle baş ederken teselli bulmak... İşte bu gücün dünyaya sunduğu ifadeye haysiyet diyoruz. Ben daha önce yazarın Özgür romanında, Arnavutluk özelindeki o siyasal kırılmaları, insanların o çarklar arasında nasıl öğütüldüğünü hayranlıkla okumuştum. Bu kitapta ise aslında Özgür'deki olayların ve kişilerin öncesine, yani asıl köklerine
HaysiyetsizlikLea Ypi · Yapı Kredi Yayınları · 20263 okunma
Peygamberliğin İspatı
10/10
·519 syf.··
2026 1. kitabı
Altay Cem Meriç kendinin bulduğu bir yöntem ile Peygamber (aleyhisselam)'ın söylediği sözlerin neden yalan olmadığını, bunun yanında Kuran-ı Kerim'in bizzat Peygamber (aleyhisselam)'ın söylediği sözlerden biri olduğunu (Kuran'ın Hz Muhammed'in sözü olduğunu değil Nebi'nin insanlara söylediğini) anlatıyor. Bunu oryantalist yazarların kendi sözleri ile yapıyor. Kitap Peygamber (aleyhisselam)'ın dürüstlüğü yanında az da olsa siyer anlatıyor. --Okuyucunun Kanaati-- Bu kitabı okuyan her insanın Allah'ın izni ile müslüman olacağını, müslüman olanların da imanlarının katlanacağını düşünüyorum.
Din
Peygamberliğin İspatıAltay Cem Meriç · İnsan Yayınları · 20251,737 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·528 syf.··
2026 44. kitabı
Artık Loresima aşkımı bilmeyen yoktur diye düşünüyorum Kendisini çok seviyorum ve ne yazarsa okurum dediğim bir yazar Ayperi ve Ömer Seyirhan’ın şans eseri bir sahilde denk gelmesiyle başlıyor hikayemiz. Ayperi o an çok kötü bir kriz anında olduğu için “Nasıl olsa bir daha görmem” kafasıyla tüm dertlerini, geçmişin o ağır yükünü Ömer’e anlatıp içini boşaltıyor. Ama dünyanın ne kadar küçük olduğunu unutuyor tabii Bazen hepimiz bunu yaparız değil mi? Bir daha görmem diye her şeyi birden anlatırken buluruz kendimizi Sonra gece olunca “Ben ne yaptım ya” çatışmasını yaşamayan yoktur herhalde Aradan biraz zaman geçiyor ve Ayperi arkadaşları Melike ve Şeyma ile karıştıkları bir kavga sonucu karakolluk oluyor. Kızların aralarındaki o bitmek bilmeyen didişmeler, birbirlerine olan koşulsuz destekleri ve o aşırı eğlenceli arkadaşlık dinamiği okurken resmen gençlik dizisi izliyor gibi hissettirdi Neyse bilin bakalım karakolda karşısına kim çıkıyor? Evet bildiniz, Ömer! Bizim kız şok oluyor ve kendisini tanımamasını istiyor ama Ömer onu hemen tanıyor ve o andan itibaren her yerde Ayperi’nin karşısına çıkmaya başlıyor Ayperi gitsin istiyor ama Ömer vazgeçmek bilmiyor, asla gitmiyor Kitap komedi ağırlıklı özellikle Ayperi’nin Ömer ile olan çatışlamaları çok eğlenceli ama karakterlerin yaşadığı zorluklar içimi paramparça etti. Ayperi’nin daha çocuk yaşta, sadece bir pamuk şeker almak isterken başına gelen o olay... Bir çocuğun masumiyetini kaybedip o yaşta büyümek zorunda kalması, gülmemesi, konuşmaması, içine kapanması ve kimsenin bunu fark etmemesi o kadar acı ki Ömer o kadar ince düşünen bir adam ki! Ayperi’yi rahatsız etmemek için elinden geleni yapıyor. Ayperi duvarlarını önüne yığsa bile Ömer sabırla onun etrafında kalıyor, detayları asla unutmuyor. İstemezse ona temas
Tozlu Pembe ILoresima · Ephesus Yayınları · 2026531 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 45. kitabı
Çok küçük yaşlarda yetiştirme yurdunda kaldıkları dönemde "Öcü" adındaki biri tarafından damgalanan 30 çocuğun hikayesiyle başlıyor Yaralasar. Aradan geçen 20 yılın ardından Öcü yeniden ortaya çıkıyor ve kendi yarasalarını tek tek avlamaya başlıyor. Tam bu sırada cezaevinde olan Sedef, süresi bitmemesine rağmen aniden tahliye ediliyor. Öcü’yü durdurmak isteyen gizli bir örgütten iş birliği teklifi alan Sedef bu teklifi kabul ediyor. Üstelik geçmişte yurtta çok yakın olduğu arkadaşlarıyla birlikte bu yola çıkıyor ancak o anda henüz hiçbiri birbirini tanımıyor.Kitabın konusu bana ilk andan itibaren gerçekten çok ilgi çekici gelmişti, okumamın en büyük sebebi kesinlikle buydu Maral Atmaca’nın kalemini de çok merak ediyordum ve iyi ki tanışmışım. Kitap o kadar sürükleyici ki kendimi hiç tutamadım, şu anda serinin 3. kitabını okuyorum bile Hikayede Sedef, hayatta kalabilmek için başka bir kimlikle yaşamak zorunda. Kendi içindeki o masum Sedef'i korumak için kendini hep "Yankı" olarak tanıtıyor. Karakterlerin yaşamak zorunda kaldığı şeyler gerçekten çok kötü ve sarsıcıydı. Özellikle Yankı’nın geçmişte çöpten bayat ekmek yemek zorunda kaldığı o sahneleri okurken içim parçalandı Her ne kadar biz şu an bir kitapta okuyor olsak da gerçek hayatta da maalesef bu durumları yaşayan insanların olduğunu bilmek insanı çok derinden yaralıyor Kitapta favori karakterlerim Alaz ve Sedef dışında kesinlikle Kuzey oldu. Sedef geçmişe dair her şeyi tam hatırlamasa da çocuk yaşta birbirlerine verdikleri sözler ve şimdi farkında olmadan bile sürekli birbirlerinin yanında olup yardımcı olmaları çok tatlıydı Kuzey’in o korumacı, abi gibi yaklaşan tavrı içimi ısıttı Alaz’a gelirsek zekasına gerçekten hayran kaldım. Öcü’yü bulmak için yaptığı o titiz planlar ve stratejileri inanılmaz
Yaralasar - 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 202113,2bin okunma
9/10
·314 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Merhaba. Çok güzel bir kitaptı. Çok akıcı, başını şöyle bir açıp bakmayagörün elinizden bırakamıyorsunuz. İlk kitabı evde durup duruyordu elime bir kere alıverince bu şekilde okudum. Çok farklı bir atmosferi var. Zaten bildiğiniz üzere konusundaki ana unsuru (büyü müyü okulu) sadece fantastik malzeme olarak kullanıyor. Kitap gerçekten sizi içine çekiyor. Bu kısmında o gizemi o kadar iyi hissettirmiş ki... Öğrenmeden duramıyorsunuz zaten. SPOİLER Şahsen Ginny'yi tahmin etmiştim ama oradan da Voldemort'un fırlaması çok sürpriz oldu. Tahmin edemezdim. Kitapta birkaç çatlak ya da açıklanmayan yer vardı(sanırım), örneğin Crabbe ve Goyle, tıkıldıkları dolaptan çıktıktan sonra kimseye hiçbir şey söylemiyorlar mı ya da Basilisk o yerde yüzyıllarca nereden yiyecek buldu? Sırlar odası yapıldığından beri sadece iki kez açılıp sadece bir kişiyi öldürdüyse oradaki kemikler nereden geldi?(Belki bu önceki sorunun cevabıdır gerçi) Ama bunlar önemli değil zaten asıl hikayeye pek bir etkileri de yok. Spoiler bitti. Şu sıralar malum tatil geldi sürükleyici bir kitap okumak istiyordum bağımlılık yaptı. Bu kitap birincisinden daha iyiydi gibi geldi, güzeldi ama Harry Potter'ı hala Yüzüklerin Efendisi'yle karşılaştıramam onun çok ayrı bir yeri var. Stephen King'in dediği gibi bunlar tamamen eğlencelik. Bir puanı büyük ölçüde çeviriden kırdım. Eğer çevirmen iyi olmasaydı bu serinin birkaç kitabını ona çevirttirmezlerdi biliyorum, kitabın çoğu yerinin çevirisi de iyiydi belki de yazarın dilinden dolayıdır. Genel olarak yalın ve basit bir dili var kolay okunuyor. Ama bazı cümlelerin ne demek istediğini hiç anlamadım, bir garipti, hatam varsa özür dilerim ama çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum. Yanlış düsünuyorsam çevirmen beni affetsin.
Harry Potter ve Sırlar OdasıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201949,1bin okunma
Milena'ya Mektuplar İncelemesi
Puan vermedi·320 syf.··
2026 16. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 08:02
1920 yılında bir iş amacıyla mektuplar yazılmaya başlar. Alıcısı Milena Jesenská'dır—cesur, özgür ruhlu ve Kafka'nın zihnini anlayabildiğine inandığı ender insanlardan biri. Bu mektuplar yıllar sonra Milena'ya Mektuplar adıyla yayımlanacaktır. Kafka asla yayımlanacağını bilmeden, bütün sansürleri kaldırıp gardını indirerek korkularını, kaygılarını, özlemlerini ve çaresizliğini hiçbir kurguya sığınmadan anlattığı samimi mektuplardır. "Sana yazarken kendimi daha gerçek hissediyorum; ama mektup bittiğinde yine aynı yalnızlıkla baş başa kalıyorum. Çünkü sen uzaktasın ve ben sana ancak kelimelerle dokunabiliyorum." Kafka bu mektuplarda rol yapmıyor. Okur olarak karşınızda yalnızca onun en kırılgan hâli var. Milena'ya Mektuplar'ı elime aldığımda romantik mektuplardan oluşan bir kitap okuyamayacağımı biliyordum. Daha ilk sayfalardan itibaren ağır ilerleyen yoğun bir anlatımla karşı karşıya kaldım. Burada ilerleyen bir olay örgüsünden çok Kafka'nın zihninin içinde dolaşıyorsunuz. Her mektup onun ruh hâlinin ayrı bir fotoğrafı gibi. Duygular sürekli değişiyor; umut yerini kaygıya bırakıyor, yakınlık hissi korkuya dönüşüyor. Sayfalar boyunca bitmeyen bir gelgit var. Ve en çokta korku var. Bu yüzden kitap ağır ilerliyor. Okurken zaman zaman yorulduğumu hissettim. Çünkü Kafka yalnızca Milena'ya yazmıyor; aynı zamanda kendisiyle de konuşuyor. Yazmak, onun gerçek hayatta kuramadığı ilişkinin yerine geçen tek güvenli alan hâline geliyor. Bu yönüyle kitap, Kafka'yı anlamak isteyenler için oldukça değerli. Hatta bazen insan, "Kafka kendi kitabını yorumlasaydı muhtemelen hem çok beğenir hem de acımasızca eleştirirdi." diye düşünmeden edemiyor. Kitap boyunca dikkatimi en çok çeken şey korkuydu. Kafka neredeyse her sayfada bir korkusundan söz ediyor. Hastalıktan, ilişkilerden,
İnceleme
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · İndigo Yayınları · 201865,9bin okunma