Modern dünya, bizi iki karşıt kutba ayırıp birbirimizi düşmanlaştırmaya programlanmış devasa bir simülasyondur. Kadınlar kendi yankı odalarında erkeklerin konforunu ve tiranlığını tartışırken, erkekler kendi zırhlarının arkasında sessizce çürür. Amerikalı gazeteci Norah Vincent, bu iki odanın da duvarlarını yıkan ve gerçeği çıplak etiyle tecrübe eden nadir bir zihin. Katı bir feminist olarak başladığı 18 aylık "Ned" (erkek) simülasyonu, onu bir ideoloğun konforlu alanından çıkarıp, insan doğasının o çiğ ve deterministik mekanizmasıyla yüzleştirdi. Kitaptan altını çizdiğimiz bu sarsıcı satırlar, bilincin ve toplumsal rollerin insanı nasıl bir robota dönüştürdüğünün en net vesikasıdır.
Kadın Dünyasının Sosyal Beceriksizliği ve "Lobotomi" Arzusu
Vincent, Ned kimliğiyle heteroseksüel kadınlarla randevulara çıktığında, hemcinslerinin dışarıdan görünmeyen o iç yüzüyle çarpışıyor. Karşısındaki kadınların o bitmek bilmeyen taktiklerini, sürekli ilk adımı karşıdan bekleyen pasif-agresif hallerini ve o muazzam sosyal beceriksizliklerini gördükçe zihinsel bir cinnet eşiğine geliyor. İnsan o sahneleri okurken, bu manipülatif yapaylığa katlanmaktansa "içimden beynime lobotomi yapmak istiyordum" diyecek kadar ağır bir zihinsel yorgunluk hissediyor.
Kadın dünyasındaki o sürekli birbirini süzen, gizliden gizliye yarışan ve şüpheyle yaklaşan "sahte nezaket" maskelerini gördükten sonra, erkeklerin o ham ve hesapsız şeffaflığını "masum ve temiz" bulması kaçınılmaz hale geliyor. Çünkü erkeklerin dünyasında kurallar düzdür; kimse kimsenin beynine lobotomi yapma ihtiyacı hissettirecek sinsi oyunlar oynamaz.
Büyük Erkek Sırrı: İnsan Değil, Robot Gibi Kullanılan Erkekler
Vincent’ın erkek dünyasından çıkardığı en büyük koz, belki de hiçbir erkeğin kendi hemcinsine bile itiraf edemediği o