"Olur da hayatının bir anında kendinle hesaplaşman, bu dünyada kim olduğunu, ne yaptığını ve yaşamının ne anlam ifade ettiğini sorgulaman gerekirse, ölmek üzere olan bir adama son günlerinde yaşattığın olağanüstü sevinci sakın ola ki küçümseme. Sen bana daha önce hiç tatmadığım bir mutluluk yaşattın; daha fazlasını istemeye hakkımın olmadığı, dingin ve doygun bir mutluluk. Ve içinde bulunduğum şu anda, bu tek kelimeyle muazzam bir şey."
Yine de gelecekten soyutlanmayacak tek bir şey var: kızımız Cady. Umarım anılarında yer edecek kadar uzun yaşarım. Ama neyse ki sözcükler benden daha uzun ömürlü. Ona bir dizi mektup bırakmayı düşünmüştüm önceleri; ama ne yazacaktım ki mektuplarda? Kızım on beş yaşında nasıl biri olacak bilmiyorum. Ona verdiğimiz ismi sevecek mi, onu bile bilmiyorum.