Yine de gelecekten soyutlanmayacak tek bir şey var: kızımız Cady. Umarım anılarında yer edecek kadar uzun yaşarım. Ama neyse ki sözcükler benden daha uzun ömürlü. Ona bir dizi mektup bırakmayı düşünmüştüm önceleri; ama ne yazacaktım ki mektuplarda? Kızım on beş yaşında nasıl biri olacak bilmiyorum. Ona verdiğimiz ismi sevecek mi, onu bile bilmiyorum.
“Bu kitabı okuyun ve okutturun arkadaşlar!”. Belirli bir nesil, ben onlara 1990-1999 aralığında doğanlar diyorum, ebeveynlerinin çocuk sahibi olmak ile çocuk yetiştirmek arasındaki farklı bilememesinden kaynaklı çokça travmalara sahip olmuş olabilirler. Bu travmalar da şema adı verilen belirli kalıplara dönüşüp, şimdi kendi yaşantınızı sabote ediyor olabilir. İçimizden çok az bir topluluğun çocuk yetiştirmek kavramını iyi kavrayan ve çocuk sahibi olmaya hazır ebeveynler tarafından yetiştirildiğini düşünüyorum. Bunun dışında küçük yaşlarda ebeveynlerinden bir ya da ikisini kaybetmiş arkadaşlarım için de büyüme süreci büyük talihsizliklere sebebiyet vermiş olabilir. Nasıl meydana gelmiş olursa olsun, kendimizin daha dingin ve mutlu versiyonunu oluşturabileceğimize inanıyorum arkadaşlar. Bakın altını çiziyorum, daha başarılı felan değil. Daha dingin ve daha mutlu! Terapi alın ve bu güzel kitabı okuyun. Göreceksiniz, daha iyi hissetmeye başlayacaksınız. İyi okumalar diliyorum hepinize