Önder

Önder
@iamnoone
Bilgisayar Mühendisi
MSKU
Hatay
34 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Antik Mısır’da milyonlarca kedi ya sahiplerinin yanına gömülmek ya da Bastet’e tapınan hacılara satılmak üzere mumyalanmıştı. Bastet adına kedi mumyalama uygulaması bir endüstri haline geldi; çünkü firavun kararnamesine göre, birçok tapınağın finansal olarak kendi başına ayakta kalması gerekiyordu. Hayvanları tanrılara adak olarak sunmak için mumyalama uygulamaları, büyük bir sektörün kurulmasına ve 70 milyondan fazla hayvanın mumyalanmasına yol açtı. Ancak, arkeolojik bulgulara göre, bazı kedi biçimindeki mumyaların içinde ilginç şekilde yalnızca birkaç kemik parçası vardı. Dahası, tanrılara adak olarak sunulması için yapılmış hayvan mumyaları daha büyük olduğunda daha çok paraya satıldığı için, mumyaların birçoğu hayvanların kendisinden daha büyük yapılıyordu. Hatta bazılarında hiç hayvan kalıntısı bulunmuyordu. Bunun yerine mumyaların içi deri ve çakıl gibi malzemelerle dolduruluyordu. Tapınak görevlileri, insanlara satacak kadar kedi yetiştiremediklerinde bu şekilde işlerini devam ettirmeye başlamıştı ve bu aldatmacayı ritüeller sırasında tespit etmek çok zordu. Bu da yavaş yavaş kedi şeklindeki mumyaların, gerçek içeriğin önüne geçmesine neden oldu.
Tarih
Reklam
Mustafa Kemal, Büyük Harp’e girmek aleyhinde idi: ilim adamı olduğu için! Mustafa Kemal, Kurtuluş Harbi’ni bırakmak fikrinde asla bulunmadı: vatan adamı olduğu için! İşte size bütün kitabın özü: ilim ve vatan adamı olunuz. Hiçbiri yalnız başına, ne sizi ne de milleti kurtarabilir.
Tarih
İstasyonda bir kadın durmuş, gelene geçene: — Benim Ahmet’i gördünüz mü? diyor. Hangi Ahmet’i? Yüz bin Ahmet’in hangisini? Yırtık basmasının altından kolunu çıkararak, trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor: — Bu tarafa gitmişti, diyor. O tarafa? Aden’e mi, Medine’ye mi, Kanal’a mı, Sarıkamış’a mı, Bağdat’a mı? Ahmet’ini buz mu, kum mu, su mu, iskorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi? Eğer hepsinden kurtulmuşsa, Ahmet’ini görsen, ona da soracaksın: — Ahmet’imi gördün mü? Hayır… Hiçbirimiz Ahmet’ini görmedik. Fakat Ahmet, her şeyi gördü. Allah’ın Muhammed’e bile anlatamadığı cehennemi gördü. Şimdi Anadolu’ya, batıdan, doğudan, sağdan, soldan bütün rüzgârlar bozgun haykırışlarla esiyor. Anadolu; demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip çömelmiş, oğlunu arıyor. Vagonlar, arabalar, kamyonlar; hepsi ondan, Anadolu’dan utanır gibi, hepsi İstanbul’a doğru, perdelerini kapamış, muşambalarını indirmiş, lambalarını söndürmüş, gizli ve çabuk geçiyor. Anadolu Ahmet’ini soruyor. Ahmet; o daha dün bir kurşun istifinden daha ucuzlaşan Ahmet, şimdi onun pahasını kanadını kıs-mış, tırnaklarını büzmüş, bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz. Ahmet’i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek… Fakat biz Ahmet’i kumarda kaybettik!
Tarih
Önemli olan nokta şudur: Eğer İslam özgürlük, bilim ve ekonomik gelişmeye maniyse, Islam toplumu geçmişte, yani Müslümanlar kendi inançlarının kaynak ve ilhamlarına bugün olduğundan daha yakın oldukları bir zamanda bu üç sahada nasıl öncü olmuştu? Bazıları cidden bu soruyu farklı bir biçimde sormuştur: "İslam, Müslümanlara ne yapmıştır?" diye değil "Müslümanlar İslam'a ne yaptılar?" diye sorulup suçu belirli hocalara, doktrinlere ve gruplara atarak cevap verdiler.
Sayfa 181·Kitabı okudu
Tarih
Armağanla köle kazanılır, kırbaçla köpek kazanılır.
Sayfa 85
Reklam