Türkiye'de bir inkılap gerçeği ile karşı karşıyayız ama, bir inkılap nazariyesi ve felsefesi ile karşı karşıya değiliz. Bu sebeple Türk inkılabını genellikle bir aksiyon olarak almak yani Mustafa Kemal hareketini olaylar üzerinde safha safha izaha çalışmak, fakat bütünü için sistematik bir telif ve terkibe gitmemek, Atatürk ve Atatürkçülük üzerinde yazı yazan hemen bütün araştırmacıların seçtiği yol budur.
Gazi sözlerinin sonunda kadehini halka doğru kaldırdı:
"Eskiden bunun bin mislini mezbelelerinde (süprüntülüklerinde) gizli gizli içerek çeşitli mefsedetler (fesatlıklar, ahlaksızlıklar) yapan mürai (iki yüzlü) sahtekarlar vardı. Ben sahtekar değilim. Milletimin şerefine içiyorum!"