Zehra

Zehra
@iamzehra_
~Okumak iyileştirir
Öğrenci
Türkçe Öğretmenliği
33 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·408 syf.··
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 16:21
Çoğu duyguyu aynı anda hissettiğim, hatta bir duygunun iki-üç sayfa sonra başka bir duyguya evrildiği bu kitap gibi bir kitap daha okumadım. Bu kitap içinde aşk, intikam, nefret, hırs, sevgi gibi daha bir sürü duygunun harmanlandığı; aynı zamanda tüm bu duyguların çok iyi anlatıldığı ve hissettirildiği bir kitap. Anlatımı o kadar güzel ki Uğultulu Tepeler'de esen rüzgar, sanki sayfalardan çıktı bana bile çarptı; yağan yağmur üzerime yağdı. Ortam şahane. Gotik ve soft karışımı, karamsar ve neşe karışımı bir yer. Yer yer kasvetli hava insanı boğuyor, yer yer güneş parlıyor ve insanın içini ısıtıyor. Tam anlamıyla şiirsel, leziz bir anlatım. Karakter karmaşası hariç başı aşırı akıcıydı bu nedenle okumak çok çok kolay. 70, 80. Sayfalarda her şey yerine oturuyor. Gelelim konusuna: En güzel aşk romanı diye lanse edilen bu kitap; daha çok aşkın karanlık yüzlerini, aşktan doğan duyguları iyi bir psikolojik tahlille anlatan bir roman. İntikamla yoğrulan, kuşaktan kuşağa geçen bir aşk (buna aşk denilebilirse tabii) öyküsü. Karakterler duyguları çok yoğun yaşıyor, duyguların aşırı yaşanmasından sebep bunun zararlarını da bittabi görüyorlar. Herkes çok öfkeli, bu yerde rüzgar bile haşin esiyor. Yağmur taşkın yağıyor. Çoğu karakterden nefret ettim ama hepsini anlamaya da çalıştım, başta Heatclif'i. Gerçekten haklı tek sebep bulmaya çalıştım ama nafile, Heatcliff benim vicdan kapımdan içeri giremedi. Çünkü Heatcliff'in davranışlarının hiçbiri erdemliliğe sığmayan delice hırstan ibaret davranışlar. Maalesef onu affedemedim. Tek yandığım zavallıcıklar, Heraton ve Küçük Cathy'di, neyse ki onlar mutluluğa erdi. Bir diğer üzüldüğüm Edgar Linton'du. Onun tek suçu Catherine'yi sevmekti. Her ne kadar Heatcliff, kendinin daha çok sevdiğini iddia etse de, Heatcliff'inki aşktan ziyade
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,8bin okunma
Reklam
7/10
·192 syf.··
2025 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 00:06
Sanırım ben pek durum hikayesi sevmiyorum. Bilindiği üzere Memduh Şevket Esendal durum hikayesi yazan bir yazarımız. Bu kitabı da romanı ve durum hikayesi tadında yazılmış çünkü kitapta bir olay yok. Hayattan bir hikaye okuyoruz aslında. Kitap, Ankara'da geçiyor, Ayaşlı İbrahim Efendi adında bir adamın bir apartmanı oda oda kiralamasını ve bu odalardaki kişilerin hayatlarını anlatıyor. Baş karakterimiz var, kitap onun ağzından yazılmış ve hiçbir şekilde ismi kitapta geçmiyor. Birkaç tane insanın aynı apartmanda komşuluk yapmasını konu edinmiş hikaye ve hepsi de birbirinden farklı karakterlere sahip. En düzgünleri de baş karakter olan adam ve arkadaşı Doktor Fahri. Başlarda okurken çok sıkıldım çünkü çok fazla karakter var ve sürekli bu karakterlerin tanımlaması yapılmış. Zaman zaman bu kimdi diye düşündüm fakat sonlara doğru merak etmeye de başladım acaba ne olacak diye. Ama genel olarak sıkıldım okurken bir olay olmamasından sebep. Kitabı ilerletmemi sağlayan şey ise diliydi. Gerçekten sade ve akıcı bir dille yazılmış. Durum hikayesi olarak başarılı bir kitap.
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Yapı Kredi Yayınları · 20249,3bin okunma
Daha önce neredeydiniz?
10/10
·517 syf.··
2025 17. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2025 16:29
·
Yoksul ve eğitimsiz bir denizci olan Martin Eden, bir gün tesadüf eseri kavgada kurtardığı Arthur'un daveti üzerine evlerine gider. Orada Ruth'u görür, aşık olur. Ve kendini bulma, hayatı öğrenme yolculuğu böylelikle başlar. Kitaplara sarılır, yazı yazmaya koyulur. Yazar olmak istemektedir. Ama asıl istediği Ruth'a yakın olmaktır, her anlamda. Onun gibi bir çevreye sahip olmak, burjuvadan biri olmak ister. Fakat zamanla anlayacaktı Martin, bu mücadelesinde tek başınaydı. Martin yüreğine herkesi sığdırmıştı. Ona inanmayan, güvenmeyen, desteklemeyen herkesi... Eniştesine bile yardım etti. Tek tek sevdiklerinin hayallerini gerçekleştirdi. Onun için paranın önemi yoktu, onun için önemli olan toplum tarafından kabul görmekti. Olduğu gibi kabul edilmek, sevilmek. Yalnızca Lizzie olduğu gibi sevdi onu ve yalnızca Brissenden anladı. Brissenden'ı da kaybedince yıkıldı Martin Eden, hislerini kaybetti. İçten içe kendini suçladı. O da Brissenden gibi bıraktı kendini, karşı koyulamaz yazgısına. Oysa o yazar olmuştu, hayaline ulaşmıştı ulaşmasına ama hevesi kırılmıştı bir kere. Martin madalyonun diğer yüzünü görmüştü. Bir zamanlar yanlarında oturabilmek, onlar gibi olabilmek için can attığı burjuvanın gerçek yüzünü görünce anlamıştı asıl bilgeliği. Ruth'u ve ailesini gözünde çok büyütmüştü. Martin aslında kendi kafasında yatattığı Ruth'a aşık olmuştu. Gerçeği görünce mutsuz olmuştu. Oysa cahilken ne mutluydu. Cahillik gerçekten de mutluluktu. En yükseğe çıkmıştı ama onu anlayan yoktu ne fark ederdi ki hâlâ yalnızdı. Başlardaki azimli, şevkli, kendine güvenen Martin gitmişti, hayattan zevk almayan, insanların arasında yalnız kalan Martin gelmişti. "Yukarıda kimse Martin Eden'i kendisi olarak istemiyor; aşağıdaysa geçmişte onu olduğu gibi kabul eden sınıfına dönemiyordu." Çaresizlik
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Yaşamak, her şeye rağmen yaşamak...
10/10
·210 syf.··
2025 8. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2025 00:21
Kitabın adı, "Yaşamak" dışında başka bir şey olamazdı. Sanırım hayatımda okuduğum kitaplar arasında en anlamlı, en güzel kitap adı. Kitabı anlatacak olursam, sadece kitabın arkasında yazan yazıdan hareketle şunu söyleyebilirim:"Ben bir kitap okumadım, ben bir hayat yaşadım." Kitap tam olarak böyle anlatılabilir. Bu kitap öyle uzun uzadıya anlatılacak bir kitap değil çünkü bu kitap hayatın ta kendisi. Herkese tavsiye ediyorum, sadece alın ve okuyun. Okuduktan sonra çok etkilenecek ve kapağını da anlayacaksınız. Ön kapakta altı çizgi, arka kapakta ise iki çizgi var. 8 çizgi, sekiz insan. Son çizgi Fugui'yi temsil ediyor ve zaten üzerinde kendisi ve öküzü var. Diğer çizgiler ise birer yara gibi Fugui'nin ailesinden 7 kişi... Şunu da söylemeliyim ki Toprak Ana ve Yaşamak kitaplarını tesadüfen art arda okumanın hüznünü yaşıyorum. Beni yaralayan ve bir o kadar da birbirlerine benzeyen; fakirliğin evrensel oluşunu, savaşın izlerini ve yaşamanın her şeye rağmen en büyük hediye olduğunu yüzümüze çarpan bu iki kitabı art arda okumanın hüznünü yaşıyorum. Yaşamak'ı konusunu hiç bilmeden aldım elime ve okudukça aklıma Toprak Ana geldi. Tolgonay ve Fugui... Benzer hayatlar, farklı coğrafyalar... İnsanların acı çektiği, savaşın kol gezdiği bu farklı coğrafyalarda aileye tutunmak. Her şeye rağmen yaşamaya çalışmak.Tüm aileni toprağa koyup huzur ve metanet içinde ölümü beklemek... Çok güzel kitaplar çok.
Edebiyat
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,1bin okunma
10/10
·136 syf.··
2025 7. kitabı
Cengiz Aytmatov'dan okuduğum ilk kitap. Keşke daha önce tanışsaydım Cengiz Aytmatov'un kalemiyle. Kitabın dili, yazarın anlatımı tam anlamıyla sevdiğim cinsten. İnsanı alıyor, bir nehirde suya kapılıp yüzer gibi götürüyor ama boğmadan, sıkmadan. Betimlemeler, bozkır betimlemesi, yer neresi bilmiyoruz bile, sanki oradaymışız gibi. Hele kitabın sonlarındaki samanyolu betimlemesi muazzam. Herkesin bu zevki tatmasını isterim. Gelelim konusuna: Kitap bir savaşı, 2.Dünya savaşını anlatıyor. Daha doğrusu savaşın insanlar üzerindeki etkilerini anlatıyor. Adını bile bilmediğimiz bir köyde geçiyor hikaye. Kitapta bize, "Hepimizin bir anası var: Toprak Ana. Ne diye savşıyorsunuz? Anamız bizi besliyor ya! Neyi paylaşamıyorsunuz?" mesajı veriliyor. Kitapta bir anamız daha var aslında: Tolgonay. Toprak Ana kadar anaç, fedakar,vefakar, sabırlı... Ve onun kadar olamasa da Tolgonay gibi fedakar olan Tolgonay'a evlatlık eden gelini Aliman. Tolgonay'ın Toprak Ana'yla konuşmasıyla başlayıp bitiyor hikaye. Genç bir kız iken başladığı hikayesini yaşlı bir nineyken bitiriyor. Geçmiş bir ömür. Eş olmuş, ana olmuş, kaynana olmuş ve en sonunda nine olmuş. Gençliğini feda etmiş köyü için insanlar için. Fedakar bir ana Tolgonay. Savaşın yıkamığı, baş eğdiremediği insanlardan. Ve kitaptaki şu sözle bitirmek istiyorum: " Savaş kanlı çizmeleriyle insanları kırk yıl çiğneyip ezebilir, onları öldürebilir, her şeyi yakıp yıkabilirdi ama, insan denen varlığa baş eğdiremez, değerini düşürüp onu gerçek anlamda mağlup edemezdi."
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,7bin okunma
Reklam