Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fotoğraf çekmek de bizi totalitarizme götüren davranışların bir başka örneğini oluşturuyor.
Fotoğraf makinesiyle olan ilişkimiz, düğmeyle gelen imajın nasıl gerçekliğin yerini aldığını gösteriyor.Deklanşöre her basış fotoğrafı çekilen her şeyin nasıl tüketildiği, doğal ortamından koparılıp birbiriyle bağıntısız bir dizi görüntünün parçası olmak demek.Fotoğraf makinasının kullanılışı, kurumsal olarak, tüfek ya da tabancanın kullanılışından farksız: Tüfek maddeyi parçalayarak imha ederken, fotoğraf makinesi de objektiften görünen nesneyi kendi bağlamından soyutlayarak yok ediyor.Giderek daha çok insan, resmini çekmek üzere olduğu şeyle bütünleşmek, onu duyumsamak, anlamak ve kavramak yerine, görüntüyü yakalamak ve sahneyi kendi bağlamından koparıp almakla meşgul.Yirminci yüzyılda birer görüntü tüketicisi haline geldik hepimiz.Bir sahneyi asla donduramayacağımızı, bir anı asla yakalayıp kayda geçiremeyeceğimizi fark etmiyoruz.
Fotoğraf makinemizle çevredeki her şeye saldırıyor, bıkmadan usanmadan fotoğraf çekiyoruz.Resim çekmenin birisine zarar verebileceğini bildiğimiz zaman da utanmadan gizlice çekiyoruz.Çağımızda asker nasıl düşmana yabancılaşmışsa, fotoğrafçı da kendi konusuna o denli yabancılaşmış durumda.
Gündüz Vassaf
Özgürlük uyuşmazlığın bir fonksiyonudur.Hiç bir zaman uyuşmak zorunda kalmama sürecidir özgürlük.Özgürlüğün doğrulanması, anlaşma peşinde koşmamakla sağlanır.
Anlaşma bir süreci durdurur.Her şeyi dondurur.Yaratıcılığı durduran bir frendir o.Eleştirel düşünce, uyuşmazlığı körüklemek demektir.Anlaşmazlık yerine anlaşmayı teşvik ettiğimizde, totaliterce ve kendimize karşı saygısızca davranmış oluruz.Doğa çatışma içinde ve çatışma sayesinde ahengini sürdürebiliyorsa, biz de anlaşmayabiliriz.Kendi kendimize böyle bir borcumuz var.Anlaşmamak suretiyle yalancılıktan kurtulur, özgürleşiriz.
Gündüz Vassaf
İnsanın karşısındakine duyduğu güven ve inancın eşlik ettiği bir uyuşmazlık neden olmasın?Görüş ayrılıkları ve uyuşmazlıklar neden karşıdakini reddetme anlamına gelsin?Yıllar yılı hemen hemen her konuda anlaşan iki insanın belirli bir konuda şiddetli bir uyuşmazlığa düşmesi neden bir felaket olarak görülsün ve bu durum neden onların birbirlerini hiç tanımamış olduklarının belirtisi sayılsın?Birbirinden farklı iki insanın, zevklerden ideolojilere varıncaya kadar akla gelen her konuda sonsuza kadar uyuşması nasıl mümkün olabilir?Birlikte olmak neden birbiriyle anlaşmak anlamına gelsin?Sağlam bir ilişkiye neden “Ne kadar da iyi anlaşıyorlar” gözüyle bakılsın?
Gündüz Vassaf
Evlilik yemini, sevginin doğrulanmasından çok, özgürlükten feragat edilmesi anlamına gelir.Karşılıklı ödevler konusunda bir anlaşmadır bu ve aşka eşlik eden özveriye hepten ters düşer.İnsan arkadaş ya da sevgili olma konusunda nasıl anlaşmaya varabilir?Bu gibi şeyler kendiliğinden olur.Arkadaş ya da sevgili oluruz.Ama bir kez olduk mu da, aramızda bir bağ kurmuş, yazılı olmayan iki kopyalı bir sözleşme yapmışız demektir.Ne var ki iki kopya da, çekici bir dille de olsa, farklı dillerde, farklı şeyler söyler.
Gündüz Vassaf