Edebiyatın özü insandır... Insanların duygularıdır. Bütün duyguların içinden çıktığı tohum da sahip olma isteğidir. Bir insana, bir insanın ruhuna sahip olmak istediğinizde, bu aşktır. Bir insanın bedenine sahip olmak istediğinizde bu şehvettir. Insanları korkutacak, onları sizin emirlerinize uymak zorunda bırakacak bir güce sahip olmak istediğinizde bu iktidardır. Paraya sahip olmak istediğinizde bu aç gözlülüktür. Ölümsüzlüğe, ölümden sonra da yaşama hakkına sahip olmak istediğinizde, bu inançtır. Edebiyat da aslında tek kaynaktan, sahip olma isteğinden çıkan bu beş ana damardan beslenir, bunları anlatır. Öz budur. |
O zamanlar yaşamın bir söz, bir teklif ya da bir tanıtım kartının minik bir dokunuşuyla yörüngesini tümüyle değiştirecek kadar içsel iradeden yoksun ve tesadüflere açık olduğunu henüz tam anlamıyla bilmiyordum.
İnsanların hayatları bir gecede değişiyordu. Her şey öylesine çürümüştü ki hiç kimsenin hayatı kendi geçmişinin köklerine tutunamıyordu. Herkes lunaparklardaki kukla hedefler gibi bir vuruşta devrilip kaybolma ihtimaliyle yaşıyordu.