Yaşıyoruz öylesine; derine inmeden, hiç düşünmeden, varoluşumuzun nedenini bile bilmeden. En son ne zaman sorduk kendimize "Yaşama amacımız ne?" "Hikayenin sonuna geldiğimizde ne olacak?" diye! Cevaplardan mı korkuyoruz yoksa soru sormaktan mı kaçınıyoruz sence?
Düşünceyi küçümsüyoruz. Kitaba harcadığımız parayı, atlar için harcadığımızla kıyaslarsak, yerin dibine girmemiz gerekmez mi? Kitap sevene, kitap delisi diyoruz. Kimseye at delisi dediğimiz yok. Kitap yüzünden sefalete düşen görülmemiş. At uğrunda iflas eden edene.
İnsanları olduğu gibi kabul etmek yerine sanki boş bir deftermiş gibi çizip karalıyorlardı. Oysa insan bir romandı, insan bir hikayeydi ve geri kalan herkes okumakla yükümlüydü. Herkesin kaygısı bir insanı anlamak olmalıydı, değiştirmek olmamalıydı.