Türk milliyetçiliği yine hiç bir zaman bir kan dâvası
olmamış ve bizde, asla meselâ bir "Pan-islavizm" ırkçılığı yapılmamıştır. Aksi takdirde milyonlarca Türkün heder edilmemesi ve buna karşılık yeryüzü nüfusunun yarıya inmesi gerekirdi. Şu halde Türk milliyetçilerine ırkçı diyenler haksızdırlar.
Her gün adlarını duyduğumuz ve yakından tanıdığımız milletlerin çoğu bizim kadar eski olmayıp muahhar zamanlarda teşekkül etmiş topluluklardır. Meselâ 1500 yıl önceleri bir Alman milleti, bir Fransız veya İngiliz milleti mevcut değildi.
Bunların millet hâlinde varlığını ortaya koyan ilk hâtıralar Türklerinkinden çok sonralara aittir.
كُلُّ بَنِى آدَمَ خَطَاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَوَّابُونَ
Her insan hata yapabilir. Fakat hata yapanların en hayırlısı çokça tevbe edendir.
Tirmizi, Kıyâmet, 49
Unutmayın ki bu hayatta sağlam kalabilmenin, var olabilmenin ve dik durabilmenin tek ve temel kuralı, asla kopmayan o kutlu ipe sarılmaktır, Allah’ın ipine….
Bolu-Düzce-Adapazarı bölgesindeki bu irticai ayaklanma Mudurnu-Göynük yöresinde Halil Ibrahim Bey, Bolu-Düzce kesiminde ise Binbaşı Nazım kuvvetleri tarafindan bastırılır. Şimdi Türk subaylarına bu katli, bu hakaretleri reva görenlerden hesap sorulmalıdır. Ancak katil eşkıyalar Teğmen Abdülkadir'in sünnetsiz olduğu yönünde bir söylenti yaymış, halk da buna inanmıştır. Eşkıyalar "Millicilerin aslında gavur olduğu" iddialarını buna dayandırmaktadır.
Bunun üzerine Binbaşı Nazım Bey bir doktor ve şehrin ileri gelenleri huzurunda şehit teğmenin kabrini açtırır. Eşrafın ve bilhassa katillerin gözleri önünde yalan söylediklerini ortaya koyar. Burada Kuvayı Milliye'nin amacının İslam topraklarını düşmandan kurtarmak olduğunu kanıtla anlatmış olur. Bir anda şehirdeki hava tersine döner. Genç teğmeni katledenler ve katillere yardım ettiği kanıtlananlar, katliamı gerçekleştirdikleri yerde kurulan sehpalarda idam edilir.