İnsan yorgunluktan ibarettir. Gelir, yorulur ve gider. İbrahim Tenekeci
Benim harcım değil kötülük fırtınasında liman olmak!
Güneşin altında terleyen, çileyi çeken peygamberlerin kendisidir; onların açtığı gölgede serinleyip meyve yiyenler ise ümmetleri ve insanlıktır. 1. Rollerin Tersine Dönmesi: Çileyi Çeken Önderler Normal toplumsal hiyerarşide liderler gölgededir, tebaa ise güneşin alnında çalışır. Peygamberlik müessesesinde ise durum tam aksidir. Peygamberler, insanlığın manevi ve ahlaki kurtuluşu için en ön safta saf tutmuş, en büyük bedelleri ödemişlerdir. Hz. Nuh: Yüzyıllarca alaya alınarak, sıcakta ve zorlukta o gemiyi inşa etmek için ter döktü. Gemi bittiğinde ve tufan koptuğunda, insanlık onun emeğinin "gölgesinde" hayatta kaldı. Hz. İbrahim: Putperest bir toplumun içinde tek başına mücadele etti, ateşe atılma pahasına doğruluktan şaşmadı. Bugün milyarlarca insan onun kurduğu tevhid inancının ve teslimiyetin meyvelerini topluyor. 2. Maddi Çile ve Manevi Konfor Peygamberler, getirdikleri nizamla insanlığa hem dünyevi bir huzur hem de uhrevi bir kurtuluş vaat ettiler. Kendileri ise dünyada çoğunlukla hasır üzerinde uyudu, günlerce aç kaldı. Hz. Musa: Firavun’un sarayındaki hazır "meyveyi ve gölgeyi" reddederek, kavmiyle birlikte çölün sıcağına, sürgüne ve göçebeliğe talip oldu. Kavmi sık sık şikayet ederken (bıldırcın eti ve kudret helvası isterken), o yükü omuzlayan taraftı. Hz. Muhammed (s.a.v.): Mekke’de boykot yıllarında açlıktan karnına taş bağlayan, Taif'te taşlanan, Uhud'da dişinden olan oydu. O bu çileyi çekerken, kurduğu adalet düzeni sayesinde bugün İslam dünyası onun getirdiği ahlakın, kardeşliğin ve hukukun meyvesini yiyor. Kendisi bir devlet başkanı olduğunda bile lüks içinde yaşamadı, geriye maddi bir miras bırakmadı. 3. Bedeli Ödeyen Ağacı Diker Onlar, "Benden sonrakiler gölgesinde otursun" diye fidan diken bilge bahçıvanlar gibidir. "Kıyametin
Duygu ve Düşünce
Reklam
"Herkesin putu kendine şirin, Herkes başkasının putuna İbrahim!"
1000Kitap
Abdest ve besmeleyi sever şanlıurfa Söylenceye göre urfa bu mağaralardan yapılan taşlardan yapıldı peygamberlerin atası Hz ibrahimin doğduğu mağara urfada kale üzerinde bir köy eskikale çemdin kale 20 hane mağarada yaşıyor Atlas sayı 160 temmuz 2006 Mehmet güzel derki mağaralarda yazıldı En güzel destanlar ve efsaneler Zeyno Nene küçük ilyas iki melektiler Halk onlar için yaptı nice çiğ köfteler Peygamberler Mağaraların içinde yaşadı Nemrut yenilince çiğ köfteler yapıldı Unutmayalım hirada Hz Muhammedi Analım Hz ibrahim peygamberi Allah versin Eyyüp peygamber sabrını Şu taşlar altında binlerce kefensiz kaldı Kul Nefsani derki bitiyor bir efsane Başlıyor yeni bir efsane Mehmet Güzelin kızıydı küçük isot Traktörü babasından aldı 17 yaşında Şanlıurfa’nın Tescilli Lezzeti İsotu Hasadı Yapıldı düğünlerle zurnalarla Geçti küçük isot başına Çok canlar yaktı genç yaşında Renkli görüntülere sahne oldu hasatlar Çalışan gayret eden emeğe sarılır yatar İsodu ekelim isodu toplayalım Ölmüş dedeleri nenelere dua okuyalım Mahmut budağı kızları hafize oldu Mağarada halka Kuraan okuttu
Şiir
Kalp Olayıdır;Kırılmak…
Bizim suçumuz yok İbrahim, kırılmak putlardan da eskidir. Bizimki bir mecburiyet ibrahim, görülmüş ve alışılmış bir kalp olayı.
KÜÇÜK BİR TEFSİR DENEMESİ
Kur'an-ı Kerim'in 106. Suresi ‘Kureyş Suresi’dir. Surenin ilk iki ayeti genelde şöyle tercüme edilir: “ Kureyş´e kolaylaştırıldığı, evet, kış ve yaz seyahatleri onlara kolaylaştırıldığı için…”Bu ayetin meali hep böyle aklımda kalmış, hiçbir zaman bu kolaylık ve mahiyeti hakkında yani orijinal hâli olan “ilâf ” kelimesi üzerinde durmamıştım. İslam âlimleri Kureyş suresinin girişini anlayabilmek için ondan önce gelen surede zikredilen olaya ve Bakara suresinde geçen Hz. İbrahim’in duasına dikkat çekmişlerdir. Sure, Fil Olayı’nı anlatan sureden yani Fil suresinden sonra gelir. Burada iki surenin bir bağlantısı vardır. Burada âlemlere Kâbe’nin, Kâbe’nin sahibinin yanında ne kadar değerli olduğunun mesajı verilirken Kureyş’e özel hatırlatmada bulunulur. Zira Fil Hadisesi Kureyş için özel bir anlam ve önem oluşturan birçok hadiselere sebebiyet vermiştir ki bu da Kureyş’in gelecekteki o özel konumu ve oradan neşet edecek "Kutlu Nebi" için bir hazırlıktı. Fil vakası Kureyş için bir dönüm noktasıdır. İşte tam burada surenin anahtar kelimesi ortaya çıkar: "İLÂF" Genelde “alışkanlık, alıştırma, ünsiyet” gibi sözlük anlamlarıyla çeviri yapılır ve ayet tercüme edilir ama buradaki anlamı çok daha özeldir bu kelimenin. Çok daha derin. Kaynaklar der ki bu zamanla oluşan bir alışkanlık anlamı değildir. Arapların “tallif” dedikleri şeyden farklı bir bağlamı vardır bu kelimenin. Yani alışma, alıştırma anlamı dışında bir anlam söz konusudur bu bağlamda. Kur'an bazı kelimelerin, sözlük anlamının dışında, bazı özel (ıstılahî) anlamlar yüklenmesini sağlamıştır. Hikmet, şehit,
Din
Reklam
Reklam