İbrahim...
İbrahim… İçimde bu kaçıncı giden büyüttüğüm şehirlerden, Benim gülüşüm şehrin gülüşüdür, Ruhumu soyunmam bedenimden yine, Alacağım çoğalır yaşamaktan verirse yaş benimdir, Hesapların derin hengamesine gerek yok, İçimde bu kaçıncı giden büyüttüğüm şehirlerden, Mavi göğümde bir bulut asılı durur… …🖋️biR’ münZ’evi üstâd biR’ münZ’evî üstâd… 22/06/2026 İsmail Karasu İsmail Karasu İsmail Karasu ( dönence )
Şiir
İbrahim...
İbrahim… İçimde bu kaçıncı büyüttüğüm giden şehirlerden, bu kaçıncı gömüşüm yalnızlığı karanlık gecelere, Bir sevgili ölüm göz kırpar gençliğime, kaçar gibiyim yine bir şeylerden, Ruhumu soyunmam bedenimden yine sürgün yemiş gibi kalbim bir şeylerden, Alnıma yazılan ne kader boşuna, ne yağan yağmur usul usul, asılı durur mavi göğümde bir bulut, Hiçbir şey boşuna değil yağarsa yağmur benim ne bu zifiri karanlık, İçimde bu kaçıncı büyüttüğüm giden şehirlerden gözleri dolanmış çocukluğumun saçlarına, Mevsim eskitir benim gülüşüm kaç şehrin gülüşüdür, benim gülüşüm… …🖋️biR’ münZ’evi üstâd biR’ münZ’evî üstâd… 22/06/2026 İsmail Karasu İsmail Karasu İsmail Karasu ( dönence )
Şiir
Reklam
“Ölüm gelince, yarım bıraktığın hiçbir iş için sana mühlet verilmeyecek.” İbrahim bin Edhem
Alıntı
Kendi Klasiklerimize Neden Bu Kadar Yabancıyız? Bugün “klasikler” denildiğinde zihnimizde çoğunlukla Batı düşüncesinin kurucu metinleri beliriyor. Şüphesiz bunlar insanlığın ortak mirasına ait eserlerdir ve okunmayı hak ederler. Ancak İslâm medeniyetinin asırlar boyunca ürettiği felsefî, hikemî ve irfânî klasiklere yönelik aynı dikkati gösterdiğimiz söylenemez. Hatta “okuyalım, çocuklarımıza da okutalım” dediğimiz klasikler söz konusu olduğunda, bu kavram çoğu zaman neredeyse otomatik biçimde Batı klasiklerini çağrıştırmakta klasik okuma tasavvurumuz büyük ölçüde bu minvalde sınırlanmaktadır. Klasikler, yalnızca geçmişte yazılmış metinler değildir. Bir medeniyetin varlık, bilgi, ahlâk ve insan anlayışının en yoğun biçimde billurlaştığı metinlerdir. Her medeniyet kendi kavramlarını, sorularını ve hakikat tasavvurunu bu eserlerde muhafaza eder. Bu nedenle kendi klasiklerine yabancılaşmak, yalnızca bazı kitapları okumamış olmak değil, kendi düşünce geleneğinin kavramlarına, meselelerine ve idrak ufkuna da uzak düşmektir. Bu bağlamda felsefe, hikâye, şiir ve ahlâk diliyle yazılmış bazı klasik eserlerimize hep beraber bakalım: Bu klasiklerin en temel ortak özelliği, en karmaşık metafiziksel ve ahlâkî hakikatleri dahi alegoriler, masallar ve yaşanmışlıklar gibi her seviyeden insanın okuyup 'vusatınca' anlayabileceği, kendi ruh dünyasına tatbik edebileceği edebi bir dille sunmalarıdır. Bunlardan "bazıları": 1. Sa'dî Şîrâzî (Ö. 691 / 1292) - Bostan ve Gülistan: Ahlâk, hikmet, siyaset ve insan ilişkilerini şiir ve hikâyelerle anlatan klasik edebiyatın başyapıtlarındandır. 2. Mahmud Şebüsterî (Ö. 720 / 1320) - Gülşen-i Râz: Vahdet-i vücûd, insan-ı kâmil ve metafizik hakikatleri özlü ve şiirsel bir dille ele alan tasavvuf klasiğidir. 3. Âşık Paşa (Ö. 733 / 1332) -
1000Kitap
İbrahim içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim Asaf Hâlet Çelebi
Müslümanların hanımına karşı vazîfeleri
İbrâhîm Hakkı hazretleri Erzurum, Hasankale'de doğdu. 1195 [m.1781] senesinde Siirt, Tillo'da vefât etti. Fakîrullah İsmâîl Tilevî hazretlerinin talebesidir. "Marifetnâme" kitabı ve 1263 [m.1846] de divânı basılmıştır. Kabri Siirt, Tillo İlçesi kabristanlığında kendi ismiyle anılan türbededir. Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri Marifetnâme isimli kitabında Müslümanların hanımına karşı vazîfelerini özetle şöyle buyuruyor.. turktakvim.com Güzel ahlâk sahibi olabilmek ve kötü huylardan temizlenmek için İslam Ahlakı kitabını tavsiye ederiz. İslâm Ahlâkı hakikatkitabevi.com
Din
Reklam
Reklam