#okudumbitti
Güray süngü den okuduğum üçüncü kitap.
Bu kitabı da çok sevdim diğer iki kitabı gibi.
Yazar, dinlediğim bir söyleşisinde "benim bir meselem var, yüreğimin bir derdi var" diyordu. Evet Güray süngü nün yazdıklarını okuduğumda bunu o kadar net hissediyorum ki, yazdığı her cümle derinlik, gerçeklik, dert içeriyor ve yaraya temas ediyor.
Eksik cümleleri, sayfalarda uçuşan kelimeleri, bir bir yüreğe saplanıyor, ben okuyayım geçeyim, sözler bana temas etmesin gibi bir düşünceye kapılmayın, eğer bir yaranız varsa, kanayacaktır..
Karakterlerin her biri o kadar gerçek ve hisli ki, her bir karakterin kalbi açık bir yara gibi. Yüreğim avucumda, hüzünle okudum.
Bu kitap burnunuza, Oğuz Atay "Tutunamayanlar" kokusu,Albert camus"yabancı" tadı getiriyor.
Benim adım "Mehmet İbrahim", yazarın önceki okuduğum kitabı "İbrahim in kaybettiğini bulmasıdır" bu eserde malümunuz "Mehmet'i sakatlayan serçe parmağı" benim yazarla bağ kurmama ihtimalim zaten yok.
Ben Güray süngü yü kendime çok yakın hisseder, kitaplarından sadece ben bu kadar keyif alırım diye düşünüyordum, ancak "1K" yorumlarında bu kitabı o kadar doğru kişilerin okuduğunu gördüm ki, çok şaşırdım ve mutlu oldum, yakın zamanda yazarın bir çok eserini edinmiştim ve iyiki edinmişim.
Çağdaş edebiyatımızda böyle kıymetli yazarlar olduğu için ve bu yazarlarla tesadüf ettiğim için mesudum.
#okudumbitti
Yazardan okuduğum ilk eser. Dili ve anlatımı açık ve anlaşılır olduğu gibi sürükleyicide.
Upton SİNCLAİR dede tarafından çok zengin ancak yazacağı eseri daha iyi ortaya koyabilmek adına Şikago mezbahalarında bir süre çalışıyor.
Bir aile dramının işlendiği kitapta 1900 lü yılların başında, Amerikada zorlu çalışma şartlarında her türlü sıkıntıya rağmen hayatta kalma savaşı veren bu insanlar açlıkla, sıcak ve soğukla, uzun mesai saatleri, hijyensizlik ve düşük ücret ile mücadele veriyor.
Kurgunun sürükleyici bir şekilde ilerlediğini, kitabı elinize her tekrar alışta kendinizi hikayenin akışında bulacağınızı söyleyebilirim.
Kitabın bazı kısımları edebi açıdan çok kaliteli olmakla birlikte kitabın tamamına yayılan ve bilakis son 50 sayfasında savunulan sosyalizm anlayışı eserin mükemmel bir edebiyat olmasını engellemiş.
Eser Gazap üzümleri ile Demir ökçe arasında kalmış diyebilirim. Bu nedenle eser ne mükemmel bir edebiyat olmuş, nede mükemmel bir propaganda. Arada kalmasına rağmen okunmaya değer bir eser niteliği taşıdığını da belirtmeliyim.
Tavsiye ederim.