Yolun başındayken , çocukluğunun ana yurdu aileden uzaklaşmaya başladıkça , ruhunun eksik kalan kısımlarını fark etmeye başlarsın.Sanki bir şeyler eksiktir ve bu eksikliğin tamamlanması yakından ya da uzaktan sevdiğin insanın hayatına dâhil olması , sana kocaman gözleriyle bakmasıyla mümkün olacaktır.Bu dönemde hissettiğin o arzuyu , çok berrak ve sıcak bir havada içeceğin buz gibi suya benzetebilirim.Susamışsındır ve o anda o su tek ihtiyacındır.Tüm masumiyetinle , inancınla aşkına düştüğün o insanla yakın olursun , ruhun ve belki de bedenin temas eder.Bambaşka bir histir bu , her yeni deneyen için tarifi olmayan yeni bir dünya.Sıradan bir organ olarak tanımladığın ve belki de hiç önemsemediğin bir organ olan el , sevdiğin kişiye ait olunca ve sana temas edince , ortaya çıkan elektrikli duyguyu hatırlasana.Çoğu zaman ilk kıvılcım ânıdır bu ve insanların büyük bir kısmı , ömürleri boyunca bu kıvılcımın ruhlarında bıraktığı o tatlı hissin peşinde koşar.