Bir güftesiz şarkı gibi çökerdi akşam,
Semâya bakardım;
Ay, yine aynı suskunlukla doğardı yüzüme.
Kalbim, maziye gizlenmiş bir han gibi,
Kapanırdı gürültülere—
Ve iç avluma sadece yalnızlık uğrardı.
Zaman, nâzenin bir gül gibi solarken avucumda,
Hatıralarımın perdesinde titrek suretler gezinirdi.
Hiçbiri kalmazdı…
Hepsi gelir, tebessüm eder, sonra
Kelâmsızca hicret ederdi gönlümden.
İnsan, bazen bir kelâmla mesrur olurmuş,
Bazen de bir suskunlukla
Bir ömür boyu üşürmüş.
Kalbimden geçerdi:
"Ey mevcûdiyetimin sessiz şâhidi,
Yalnızlık…
Sen ne vakur, ne edebli bir misafirsin."