Kanatların koptuğu o kabusları bilmem,
Ben sadece göğsümdeki o bitmeyen yolu bilirim.
Mademki bir cüret sayıldı bu en temiz heves,
Sizi kendi hırçın sularınızda bırakır giderim.
Haddimi bildirdi o hiddet dolu nihai icaz,
Şiiri vurduğunuz o son hece, o ağır avaz.
Sizin olsun artık o hiç bitmeyen iç savaşınız,
Belli ki size yetmemiş kalpten edilen o niyaz.
"Vechimi sunmadan" diyerek övündüğünüz o kilit,
Sanmayın ki bende hırslı bir zincir yapar.
Ruhunuz saklansa da, gizlese de binbir kilit,
Şair olan, o saklanan gözü ruhundan tanır.
Bir kuruntu değildi bendeki, kalbe sızan sızıydı,
Belki de o "yaşlı çocuğun" son alın yazısıydı.
Siz o siperlerde yenilmeye öyle alışmışsınız ki,
Karşınıza çıkan bu aşk, bir savaş çağrısıydı.
Gözlerimi alıyorum artık o amansız yollardan,
Ne bir sitem bırakıyorum geriye, ne de bir yalan.
Feriştahınıza giden o köprüleri bizzat yaktım,
Varın, kendi gölgenizin sultanı olun arkada kalan.