Gokce kandemir

Gokce kandemir
@icetea
"Bir çiçeğe sahip olmak isteyen, onun güzelliğinin soluşunu seyretmek zorunda kalır. Ama bir tarladaki çiçeğe sadece bakmakla yetinirsen o hep seninle olacaktır. Çünkü çiçek akşamın ve gün batımının ve nemli toprağın ve ufuktaki bulutların bir parçasıdır." Paulo Coelho
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Gokce kandemir

, bir kitap okudu
8/10
·152 syf.·
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Serkan Karaismailoğlu
8.6/10 · 6,6bin okunma
"Yaşadım!"
Ve sen, kendin için dünyadaki en önemli insansın. Öyle olmalısın! Aksi halde yaşadığın hayat senin hayatın olmaz, -mış gibi bir hayat sürersin. Bu yüzden "benim hayatım" diyebilmen, "Yaşadım!" diyebilmen için her zaman, bu durumda olduğu gibi kimsenin bilmediği bir koşulda dahi, sen kendin için en doğru olanı, adil olanı yapmalısın.
Eskiden bilmezdim, şimdi biliyorum, siz de biliyorsunuz: Gülüşler farklı renklerde olur. Gülmek içinizdeki patlamanın sadece uzaktan gelen yankısıdır; belki kutlamaların renkli, kırmızı lacivert, altın havai fişekleri gibidir, belki de insan bedeninin havaya uçan parçacıklarıdır...
Sayfa 225·Kitabı okudu
Edebiyat
Tutkunun Ardındaki Cam
Puan vermedi·248 syf.··
2025 1. kitabı
Yevgeni Zamyatin – Biz Gerçekten, tutku, hayal gücü, duygu… yani ruh olmasa, belki de daha mutlu olurduk. Bu, üzerine düşünülmesi gereken ağır bir soru. Zamyatin’in Biz’i distopya edebiyatının ilklerinden biri olmasına rağmen, hâlâ çarpıcılığını ve geçerliliğini kaybetmeyen bir roman. Kitap boyunca özellikle D-503’ün dönüşümü beni derinden etkiledi. Anlatım dili öylesine içten, öylesine parçalı ve çarpıcıydı ki, sanki yazar bir roman yazmayı unutmuş ve gözlerini kapatıp hissettiklerini kare kare aktarmış gibi. Cümleler çoğu zaman kesik, düşünceler tamamlanmamış; ama tam da bu haliyle çok sahici. Gerçekten de Zamyatin'in yazımı öyle mekanik bir anlatıdan uzak ki; sanki beyninde elektrikler çakarken, ruhunun çarpıntılarını kelimelere dökmüş. Karakterlerden özellikle O’nun yaşadığı içsel çatışma, bir anne olarak benimle duygusal bir bağ kurdu. Onun duygu taşıdığı için sistem tarafından "eksik" görülmesi ve bir çocuk sahibi olmasıyla yaşadığı acılar oldukça dokunaklıydı. Empati kurmamak elde değil. I-330 karakteri ise beni hem büyüledi hem de mesafede bıraktı. Onunla tam anlamıyla bağ kuramadım ama şunu hissettim: I-330 bu romanda bir karakterden çok, tutkunun vücut bulmuş hali gibi yazılmıştı. D-503’ün zihninde yarattığı kargaşanın sebebi de buydu sanırım — kontrolsüz bir hayal gücü ve his. Ve orman…içinde ölümü, yaşamı, tazeliği, çürümeyi, güzelliği, çirkinliği... tüm zıtlıklarla tanımlanan yaşamın ta kendisi, kısaca gerçek hayat. Belirsiz, karmaşık, yer yer korkutucu ama canlı. Duygular gibi, ruh gibi. Kitabı bitirdikten sonra kafamda tek bir cümle dönüp durdu: Belki de ruhumuzu kaybetmeden huzura ermek mümkün değildir. Peki siz, Ormanın tarafında mısınız, Cam Duvarların mı?
Edebiyat
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202111,9bin okunma