“Görünüşe aldanmanın, yüzeysel görünmenin, sıradanlığın üzerine üzerine yürü…”
Bu hayattaki her şey geçicidir. Hayat değişir. Şu anki durumun senin son durağın ve nihai varış noktan değildir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Rüya Terapisi | Cemal Yönün Tezahürü
Fotoğraf Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri kitabından alıntıdır. Rüyadaki kişi, 64 yaşında, içgörüsü sınırlı ve uzun yıllar boyunca kendi iç dünyasına yabancı kalmış bir adamdır. Terapi sürecinin başlarında gördüğü bu rüyada ilk kez bir kadın figürüyle karşılaşır. Kadın ona, "Ben senin uzun zamandır unuttuğun kızınım." der. Bu ifade, psikolojik ve tasavvufi açıdan oldukça dikkat çekicidir. Psikolojik düzlemde "unutulmuş kız", kişinin yıllardır temas etmediği duygusal yönlerini; duyarlılığı, hilm sahibi olmayı, sezgiselliği, ilişkiselliği ve şefkati temsil ediyor olabilir. Tasavvufî terminolojiyle ifade edecek olursak bunlar, daha çok cemal sıfatlarının tezahür ettiği alanlardır. Mustafa Merter'in Nefs Psikolojisi yaklaşımı açısından bakıldığında ise nefsin katılaşmış yapısı çözülmeye başladıkça insanın daha latif ve ince tarafları görünür hâle gelir. İlk karşılaşmada bu yönler kişiye yabancı gelir; hatta kişi onların kendisine ait olduğunu fark etmekte zorlanır. İnsan bazen kendi ruhunda bulunan yönleri tanımaz; onlar yok olmazlar fakat bilinç alanının dışına itilerek adeta sürgüne gönderilirler. Bu nedenle rüyadaki semboller, "Bu taraf bana aitmiş ama ben onu hiç yaşamamışım." şeklinde okunabilir. Rüyadaki kadın figürünün orta yaşlı ve kahverengi tonlarda giyinmiş olması da dikkat çekicidir. Kahverengi, rüya sembolizminde çoğu zaman toprağı, köklenmeyi ve gerçekliği çağrıştırır. Bu nedenle söz konusu figür, geçici bir fanteziden çok, kişinin ihmal edilmiş fakat sahici bir ruhsal parçası olarak değerlendirilebilir. Bu rüya yalnızca Jung'un anima arketipiyle açıklanabilecek bir durum değildir; aynı zamanda kişinin kendi içindeki cemal yönüyle ve yıllardır bastırdığı rahmet boyutuyla karşılaşmasının da sembolik bir anlatımıdır. Celal ağırlıklı kişilik yapılanmaları kontrol etmeye, analiz
İnsan ve Duygular
~ İçgörü
Kendini görmek; Ama nasıl? Hangi gözlerle ve hangi mesafeden? Hangi ağlayışla ya da hangi tedirginlikle...
Derroni, Trakya bölgesinde, özellikle Yunanistan'ın kuzeydoğusunda ve Bulgaristan'ın bazı bölgelerinde yaşayan antik bir Trakya kabilesi. Müzik, dans ve özenle hazırlanmış gömme uygulamalarıyla karakterize edilmiş, öbür dünyaya olan inançlarını yansıtan zengin bir kültürel mirası paylaştılar. Stratejik coğrafi konumları doğal kaynaklara erişimi sağladı, tarımı ve ticareti kolaylaştırdı ve Yunanlılar ve Romalılar gibi komşu kabile ve medeniyetlerle etkileşime olanak sağladı. Derroni dili, Hint-Avrupalı olduğuna inanılan büyük oranda çözülmemiş Trakya dilbilim grubunun bir parçasıydı. Herodot gibi eski tarihçilerin tarihi anlatımları Trakyalıların sosyal yapısına ve geleneklerine ışık tutmaktadır. Herodot, "Trakyalılar birçok adet ve yaşam biçimi olduğu için tüm halkların en çeşitliliğidir. " Derroni savaşçı kültürleri ile biliniyorlardı ve sık sık çatışmalar ve ittifaklarla mücadele ederek askeri yeteneklerini gösteriyorlardı. Onların dini uygulamaları çok tanrıçaydı, şarap ve doğurganlıkla ilişkili Dionysus gibi tanrılara karşı özel bir saygı duyuyordu. Bu bağlantı, Dionysus'un bir eğlence ve coşku tanrısı olarak tanımlandığı çeşitli antik metinlerde vurgulanmıştır. Bölgelerinde bulunan arkeolojik bulgular, günlük yaşam, ticaret ve sanatsal ifadeleri hakkında içgörü sağlayan önemli eserler ve gömme höyüklerini (kurganlar) ortaya çıkardı.
Temel içgörü, bir adamın eziyetinin bir başka adamın sevinci olmasında yatar.