Zaman Makinesi’nden Notlar
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 20:43
Merhaba 1K okuyucuları LULU , Fatma Çiçek ve ben bu kitabı birlikte okuduk, birlikte düşündük ve farklı hislerle aynı yolculuğun içinde buluştuk. Bu yüzden bu inceleme biraz hepimizin ortak sesi oldu “Ne demek zaman yolculuğu? İnsan bir paradoksun içinde yuvarlanmakla üstünü başını toza bulayamaz, öyle değil mi?” İşte tam da bu hisle başladık Zaman Makinesi’ne. İlk sayfalardan itibaren hem merak uyandıran hem de insanın zihnini huzursuz eden bir tarafı vardı. Klasik okumak bazen tedirgin edebiliyor; dili ağır mı olacak, uzak mı hissettirecek diye düşünüyorsunuz ama H.G. Wells’in dili şaşırtıcı şekilde akıcıydı. Kitap hiç yormadan, aksine merak duygusunu giderek artırarak ilerledi. Üstelik insan durup düşünmeden edemiyor: Adam bu kitabı yaklaşık yüz otuz yıl önce yazmış ama resmen bugünün insanına, hatta geleceğin insanına dair şeyler söylemiş. Asıl etkileyici olan ise Wells’in yalnızca teknolojiyi değil, insanlığın dönüşümünü de öngörebilmiş olmasıydı. Bu yüzden kitap bugün bile şaşırtıcı şekilde güncel hissettiriyor. Eloi ve Morlock ayrımı ise kitabın en çarpıcı taraflarından biriydi bizim için. Yer üstündekiler konforun içinde gittikçe güçsüzleşmiş, tek tipleşmiş ve neredeyse çocuklaşmış bir topluluğa dönüşürken; yer altındakiler karanlığın içinde çalışa çalışa sertleşmiş ve vahşileşmişti. Wells burada yalnızca bir gelecek tasviri sunmuyor; sınıfları, sistemi, insan doğasını ve medeniyet fikrini de sorguluyor gibi hissettirdi bize. Özellikle Eloi’lerde dikkat çeken şeylerden biri de şuydu: ne mülkiyet hissi vardı, ne çalışma düzeni, ne tarım, ne hastalık, hatta salgın korkusu bile… Tekmil yeryüzü adeta dev bir bahçeye dönüşmüştü. İlk bakışta huzurlu görünen bu düzenin altında ise tuhaf bir edilgenlik hissi yatıyordu. Çünkü Wells sanki şunu
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,2bin okunma
9/10
·128 syf.··
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 15:04
#kitapyorumu "Bazen her şey dağınık olur. Aklım, ruhum, bedenim... Birbiriyle konuşmaz hale gelir. Enerji dediğin şey de orada bir yerde dolanır ama tam yerine oturmaz. İnsan böyle anlarda anlatmak ister. Sonra fark eder ki anlatmak zor, anlaşılmak daha da zor." Kitabı, konusunu dahi okumadan, sıfır beklentiyle okumaya başladım. Bu tarz kitapları okumayı çok seviyorum. Art arda değil de ara sıra açıp okumak ilaç gibi geliyor. Kitapta belirgin ve hızlı ilerleyen bir olay örgüsünden ziyade, yazarımızın düşüncelerine yer veriliyor. Deneme türünde yazılan bu kitap, günlük hayatın içinde fark edilmeden biriken kırgınlıklar, pişmanlıklar ve söylenmemiş sözler ile hikayenin temelini oluşturuyor. Okurken kendi içimize dönerek sorgulayacağımız ve yer yer kendimizden bir parça bulacağımız bir kitap. O yüzden altını çizerek ve notlar alarak okudum ki bu benim bir kitaba dair en sevdiğim şeydir. Genel olarak, hızlı tüketilecek bir hikayeden çok, sindirerek okunacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Türü seven herkese tavsiyemdir. @murataygen @destekyayinlari Semra #engelsizokurlaokuyoruz #sestenazönce Semra tavsiyesiyle
Sesten Az ÖnceMurat Aygen · Destek Yayınları · 202632 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 11:44
Fyodor Dostoyevski ve Yeraltından Notlar Kitabın kapagini kapatırken çok kötü duygular içerisine girdim karmaşık ne hissettiğimi bile bilmiyorum saatlerce bomboş oturup düşünme hissi oluştu o yeraltına girip notlar yazmamak icin çok direniyorum hıçkırıklar içerisinde yazıp yazıp ağlamak ne iyi gelirdi insana ama sonra dedim ki gercekleri görmeyi ver sen yine o sahte tebessüm eden maskeni tak varsın dünya seni kötü iğrenç hatta bir böcek olarak görsün bildiğinden şaşma dedim ve kapattıp rafına koydum... Söze böyle başlıyor Dostoyevski Ben hasta yaşlı ve kötü bir adamım burası bile insanı oturup dusunmesine sebep oluyor hasta oluşuna bile tahammülü olmayan yani iyileşmek gibi bir düşüncesi olmayan bir adamın hikayesini okudum hikaye denilirse tabi baştan sona tam anlamıyla sarsıcı bir kitaptı insan hayatini sorgulamaya başlıyor kitap bitiminde kitabı bitirdim demek ne kadar doğru bilemedim kitap beni bitirdi desek daha doğru bir tabir olur gerçekleri birer birer yüze vuruşu çok kötüydü yada iyimi desem çünkü belkide biraz yeraltına insek sorunları çözeriz yada daha çok acımı çekeriz karmaşık duygular icerisindeyim. biz gerçek hayatta aynı şeyleri görüyoruz ve biliyoruz ne yapıyoruz peki ya üstünü kapayip gormemezlikten geliyoruz yada içimize ata ata kendimizi yeralti adamı gibi kanser ediyoruz. Hayatımiza bir çok insan girip çıkıyor bu gerek arkadaş gerek akraba çevresi tahammül seviyemiz ne kadar? ben kendim için söyleyeyim herşeyi alttan ve kimseyi kırmamak için elimden geleni yapan bir insanim ama sonuç nedir hep ezilen ben oluyorum bunun yanlış olduğunu bildiğim halde malesef baskın olmayan yönümü avucumun içine alamıyorum. İnsan evladı degilmiyiz acı çekmekten aşırı zevk alıyoruz yoksa bunun başka bir açıklaması yok yoksa niye kendimize eziyet ve hakaret edelim ki. İşte yeraltı
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,8bin okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2025 12. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 01:50
Türkiye yakın tarihinin fotoğraflarının çekildiği, belgesel tadındaki roman. Kitapta Mevlut karakteri, akraba ilişkileri ve İstanbul o kadar iyi anlatılıyorki kısa sürede bu bilindik hikayeye girip Mevlut ile İstanbul sokaklarını arşınlayıp boza satmaya başlıyorsunuz. Kitabın uzun olmasıyla alakalı eleştiriler var ve bence doğru eleştiriler bunlar. Hikayemiz daha kısa olabilirdi. Mevlut içimize kısa sürede işledi ve tatmin olmuştuk. Orhan Pamuk’un neden nobel ödülü aldığını okudukça daha da iyi anlıyorum sanırım. İstanbul’a göç etmiş bozacı Mevlut’un eski İstanbul’dan bugüne hayatını, aşklarını, yaşadıklarını, insanları ve İstanbul’u anlatan muazzam bir roman. Aklıma geldikçe bu hikaye tebessüm ediyorum. Romana ismini veren bölüm ise dünyadaki tüm metropol sakinlerinin paylaşacağı türden bir duyguyu yakalamıştır. Şehri şehir yapan, içinde herhangi biri olarak kaybolabilmektir. Şehir, kafamızdaki türlü tuhaflık ve fantezilerle var olan bir uzamdır. Her an kurulan ve yıkılan hayallerdir. Dünya büyüktür ama hayatlarımız küçüktür. Mevlut ise bütün bu küçük hikayelerin toplamıdır. Fakir de olmuştur, ev sahibi de. Mutlu da olmuştur, kederli de. Bir söz vardır ya “Bu dünyada bir ağaç altında dinlenir gibi kalacaksınız.” İşte tüm bu anlatılanlar bu sözün bir manası gibi. Mutlu olmak üzerine kurulan bir romandır Kafamda Bir Tuhaflık. Mecbur olmak, yalnız olmak, hırslı olmak, sahip olmak ve mutlu olmak arasında mekik dokuyan hayatların birbirine geçtiği bir elişidir. Bütün hayatı Nişantaşı’nda geçmiş Orhan Pamuk’un, bütün ömrü gecekondularda geçmiş insanları bu kadar güzel ilmek ilmek işleyip anlatması da ayrı bir ustalık göstergesi. Şimdi size kitabın en duygusal ama tebessüm ettiren sonuyla veda ediyorum; “ Şehre söylemek, duvara yazmak istediği şey şimdi aklına gelmişti
Kafamda Bir TuhaflıkOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202416,3bin okunma
Bazı Aşklar Taşınamaz
10/10
·234 syf.··
Beğendi
·
2025 82. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 09:28
Kamelyalı Kadın , Paris’in gözde “yosmalarından” biri olarak tanıtılan Marguerite Gautier ile ona delice bağlanan Armand Duval’ın hikâyesi etrafında kuruluyor. Romanın içinde “satılık kadın” olarak anılan Marguerite, Paris sosyetesinde güzelliği, gösterişi ve aynı zamanda kırılgan sağlığıyla bilinen bir figür. Anlatıcı konumundaki yazar, bu aşkın hem dışarıdan tanığı hem de Armand’ın yaşadıklarını birinci elden dinleyen kişisi hâline geliyor. Olan biteni kendi gözlemleriyle ve Armand’ın aktardıklarıyla bir araya getirip metne dönüştürüyor. Bu açıdan roman, hem kurmaca hem tanıklık karışımı bir yapı hissi veriyor. Armand genç, kolay incinen, gururu hassas bir karakter. Marguerite’e duyduğu aşk hem coşkulu hem de ağır bir yük gibi omzunda duruyor. Aşkı derin ama özgüveni kırılgan. Sevdiği kadının geçmişi ve Paris’in gözlerinin üzerinde olması, bu sevgiyi açıkça yaşamasını engelliyor. Hikâyeyi okurken göreceksiniz, hiçbir insanın kolay kolay kaldıramayacağı sahnelerden geçiyor. Saklamaya çalıştığı birçok duyguya sürükleniyor; utandığı, kıskandığı, ezildiği bir aşka dönüşüyor bu. Bu kırılganlık Armand’ı yalnızca Marguerite’ten değil, kendisinden de kaçan bir adama çeviriyor. Aşkını taşıyamadığı için aşk acıya dönüyor. Sevdiğini sahiplenmeye çalıştıkça kendi içinde un ufak oluyor. Marguerite dışarıdan bakıldığında neredeyse kusursuz bir gözde kadın figürü. Fakat roman ilerledikçe, yüzeydeki bu gösterişin altında ne kadar kırılmış, yorulmuş ve yaşamla pazarlık eden bir kadın olduğu ortaya çıkıyor. Hem bağımlı hem de bu bağımlılıklarından kopmaya çalışan güçlü biri; hem teslim olmuş hem direnen biri. Sahne ışıkları altında hayatın içinde bir oyuncu gibi görünürken, özel hayatında yalnızlıkla ve hastalıkla boğuşuyor. Kendini kandırmayan, hayatın ona verdiği rolü zorunluluktan
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201924,2bin okunma
9/10
·224 syf.··
2025 140. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 13:19
Merhabalar 🩷 @kinsunofficial 'un yazmış olduğu "Kırıldım Ama İyileşiyorum" eseri ile karşınızdayım. Yazar ruhumuza şifa olacak bir eser ile bizi başbaşa bırakmış. Eserini oluştururken Doğu ve Batı kültüründen birçok öğreti, alıntı gibi unsurlardan faydalanmış, kendi hayat tecrübelerini de bize yansıtarak bizlere ayna olmuş. Sade, akıcı ve anlaşılır diliyle bizlere motive edici cümleleri ile içimize kendimize dönmemizi sağlıyor. Kitabın son bölümünde yer alan 'Nazik Hatırlatmalar' kısmı ile de kısa ama etkili, kendimizi keşfetmemizi sağlayacak notlar olmasıyla da ön plana çıkıyor. Kırıldığımız noktalarda neden, niçin diye sormak yerine nasıl iyileşebilirim sorularına cevap niteliğinde bu eser ve kendimizi keşfetmemizi, içimizdeki ben'i, gücü görmemizi sağlayacak bir eser. Ara ara açıp tekrar okuyacağım, ruhuma şifa olan bu eseri sizlere de tavsiye ederim. Kendinizi keşfetmenizi, kırgınlıklarınızdan kurtulup iyileşmenizi sağlayacak bir eser. Peki siz bu eseri okudunuz mu? Kişisel gelişim okumayı sever misiniz? En son hangi kişisel gelişim eserini okudunuz? #alıntı Affetmek, geçmişi aklamak değil; geleceği zehirlememek için kalbini arındırmaktır. İnsanın taşıdığı en ağır yük, söyleyemedikleridir. Semra @destekyayinlari #engelsizokurlaokuyoruz #kırıldımamaiyileşiyorum #okudumbitti #kişiselgelişim #kitap #kitapyorumları #kitapkurdu #kitapönerisi #bookworm #booklover #bookwithme #books #bookstoread #booksbooksbooks #booksofinstagram #booksphotography #bookstagram #bookreviews #buseninokumaguncesi #readersofinstagram #reading #readmorebooks #readmore #reklam değil
Kırıldım Ama İyileşiyorumKinsun · Destek Yayınları · 2025198 okunma