“Bolca zaman ve biraz etrafına bakınmayı gerektiriyor ama sonunda fark ediyorsun ki evin, içinde yaşadığın şey olmanın çok daha ötesinde. Brás’ın bunu fark edebilmek için bol bol zamanı olmuştu. Ülken evin olabilirdi ya da bir şehir veya mahallene ev diyebilirdin. Bazen hayatın değişir, sen değişirsin ve evin başka bir yere taşınır.
Brás ev kavramının fiziksel bir şey olmadığını, birkaç ögeyi içinde barındırdığını fark etti. Mesela birlikte yaşadığın insanlar, bir his, ruh halin... Uzakta olduğunda dahi, onu bekleyen bir evi olduğunu bilmek güven veriyordu. Orada dinlenebilirdi. Huzurlu olduğu yer orasıydı.”