yolculuğa çıktım Pim'i buldum Pim'i yitirdim bitti bunlar bu yaşam bu yaşamın o devreleri birinci yaşam ikinci yaşam bitti şimdi üçüncüsündeyiz soluk alış veriş sürüyor soluk alış veriş duruyor alçacık sesi duyuyorum yolculuğumu nasıl yapıyorum çuvalımla konserve kutularımla birlikte karanlıkta çamurda ağır aksak bilinçsizce sürünüyorum Pim'e doğru bu parçacıklar hep şimdiki zaman kipinde tüm bu şeyler çok eskide kaldı mırıltıyla duyuyorum onları nasılsa öyle duyuyorum ancak işitilir bir sesle
çamura fısıldanıyorlar
Heyecan yaşanır, ansızın yakalar, kendi yasalarına göre gelişir ve bizim bilinçli kendiliğindenliğimiz onun akışında kayda değer bir değişiklik yaratamaz.
Ancak Nigâr Hanım iki dünya arasında bir sentezden daha ziyade farklı etkileri bir arada taşıyan eklektik bir örnek olarak gelişir. Eger şarklı yönüne bir ikon aranacaksa o da yaşmak -feracesidir ve Nigâr Hanim iki dünya arasında bir şarkıya benzetilecekse bestesi Garpli güftesi Şarklı. Neticede o yaşmak -feracenin altından Paris modasına göre biçilmiş bir tuvalet çıkmaktadır.