Ey insan! Helâlinden kazanmaya bak! Çünkü hiçbir kul yoktur ki kendisine yazılan rızıktan başka birşey elde etsin! Kendisine yazılan rızık eline geçmeden önce hiçbir kul dünyadan göç etmez.
Ego kendisini üç taraftan kuşatılmış, üç farklı tehlikeyle tehdit edilmiş hisseder ve bunlara karşı, eğer fazla baskı altındaysa, kaygı oluşturarak tepki verir.
Şiddet çoğu zaman nesilden nesile aktarılır. Bugün şiddet uygulayan bir erkeğin geçmişine baktığınızda çoğu zaman onun da șid-detle tanıştığını görürsünüz. Çocukluğunda aşağılanmış, hor görülmüş, sevilmemiş, reddedilmiş birinin içinde büyük bir öfke birikir.
Bu öfke, aslında hayata yöneliktir; yenilmenin, aşağılanmanın, başaramamanın öfkesidir. Ama en yakınındaki kadına yönelir. İçten içe şunu hisseder: "Bu dünya zaten beni sevmedi, aşağıladı, reddetti. Bir sen vardın, ben sana inanmıştım. Meğer senin de onlardan farkın yokmuş" diyerek hayata olan öfkesini o kadından çıkamır.
Sevilen, sayılan, başarılı olan, hayatla ve kendisiyle barışık insanlar kolay katil olmaz, çevreye zarar vermez. Biri onu terk ederse buna kızar, üzülür ama kimseyi öldürmeye kalkmaz.
Egonun id ile olan ilişkisi binicinin atıyla olan ilişkisine benzetilebilir. At hareket enerjisini sağlar, binincinin ise hedefe karar verme ve bu güçlü hayvanın hareketlerine yön verme ayrıcalığı vardır. Binicinin atı hayvanın kendi gitmek istediği yolda sürmek zorunda kaldığı tam olarak ideal olmayan durumlar, çok nadir de olsa, id ile ego arasında oluşmaktadır.
Yaşama gücüyle dolu bütün o enerjim nasıl oldu da ölüm isteğine dönüştü? Çok gelişmiş super-egom kovalar dolusu o pis id akıntısında ne çabuk yok oldu?